Dr. Fatih Kahvecioğlu- Aydın Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

  • 1716

Uzm. Dr. Fatih Kahvecioğlu - FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON UZMANI

Kınesio taping (bantlama) eğitim programı
PRP (kök hücre tedavisi)
Eklem içi enjeksiyonlar
Lenfödem tedavisi
Nörolojik rehabilitasyon (hemipleji-felçli hastalar, serebral palsi, parkinson hastalığı)
Ortopedik rehabilitasyon (ortopedik ameliyatlar, kırık, protez uygulamaları sonrası
Romatolojik hastalıklar
Fibromiyalji, Miyofasyal ağrı sendromu
Manuel terapi
Nöral terapi

OKUL ÇOCUKLARINDA AĞIR VE UYGUNSUZ SIRT ÇANTASI KULLANIMI BEL AĞRILARI İLE OMURGA EĞRİLİĞİNE YOL AÇIYOR

Okul çağındaki çocuk ve ergenlerde görülen omurga ağrılarının en sık sebebi ağır ya da uygunsuz sırt çantası kullanımıdır. Günümüzde 7-12 yaş grubundaki öğrencilerin çantaları en dolu haliyle çocuğun ağırlığının %15-20’si kadar gelmektedir. Omurga sağlığı açısından bu oranın çocuğun ağrılığının %10’unu aşmaması gerekir. Araştırmalarda sırt çantasının ağırlığı arttıkça postür (duruş) bozukluklarının ve omurga ağrılarının arttığı gözlenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yılda yaklaşık 22.000 öğrenci uygunsuz ya da ağır sırt çantası kullanımına bağlı bel incinmesi, kas spazmı ve omurga kırığı geçirmektedir.

Sırt çantasının ağırlığının yanı sıra tek omuz askısıyla kullanılması, omuz askılarının çocuğun bedenine göre ayarlanmaması, çocuğun vücuduna göre büyük çanta kullanımı, sırt çantası içine yerleştirilen kitap ve defterlerin uygunsuz yerleştirilmesi de öğrencinin omurga sağlığını olumsuz etkilemektedir.

Son dönemde çocuk ve ergenlerde; yanlış sırt çantası kullanımına bağlı duruş bozukluğu, baş ağrısı, yorgunluk, bel ve sırt ağrısını kapsayan  ‘Sırt Çantası Sendromu’ isimli bir hastalık tanımlanmıştır.

İdeal Sırt Çantası Nasıl Olmalı, Nasıl Kullanılmalı?

  • Çocuğun vücuduna orantılı büyüklükte olmalı.
  • Çantanın askıları yumuşak malzemeden yapılmış olmalı, askının omuz hizasına gelen bölümlerinde koruyucu pedler olmalı, askılar en az 2 parmak kalınlığında olmalı.
  • Eğer okulda merdiven yoksa tekerlekli, çekilebilen bir sırt çantası kullanılmalı.
  • Çantanın sırt kısmı yumuşak nefes alabilir bir malzeme ile kaplı olmalı.
  • Çantanın her iki askısı takılıp askılar çocuğun rahat edeceği pozisyonda ayarlandığında çanta ile çocuğun beli arasında 2 parmak ya da 3 cm. boşluk olmalı.
  • Mümkünse her iki askıyı birleştiren bir bel kemeri olan çantalar tercih edilmeli.
  • Çanta yerleştirilirken ağır kitap ya da defterler çantanın sırtına yakın bölüme konmalı.
  • Öğrenci çantayı yerden alırken dizlerinin üzerinde eğilmeli, çantayı her iki eliyle kaldırmalı.
  • Dolu bir sırt çantasının ağırlığı öğrencinin ağırlığının %10’unu geçmemeli.
  • Gereksiz ağırlığın engellenmesi için çanta ders programına göre günlük hazırlanmalı.
  • Askılar zaman içinde ayar mekanizmasından gevşeyeceğinden ebeveyn haftada bir askıları kontrol etmeli gerekiyorsa yeniden ayarlamalı.

Büyüme çağında gelişen omurga sorunları yetişkinlik döneminde ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır. Yanlış sırt çantası kullanımı bel, boyun, sırt ve omuz ağrılarına yol açarken aynı zamanda omurga eğriliği ya da kamburlaşmaya neden olabilir.

 

Eğer çocuğunuzda omurga eğriliği olduğunu düşünüyorsanız veya okul sonrası artan omurga ağrısı varsa bilgi ve randevu için: 0 530 930 48 21

  • verilen telefon numarası nereye ait acaba?


    0 0 0 0 0 0
    • doktor beyin randevu telefonu

      0 0 0 0 0 0
    Giriş yapmamıs kullanıcılar 'Yorum Gönderisi' eylemini kullanamazlar.

    KADIN VE ERKEKTE AĞRI ALGISI NEDEN FARKLIDIR? NEDEN KADINLAR DAHA FAZLA AĞRI HİSSEDER?

    Ciltteki, eklemlerdeki, kaslardaki veya organlardaki duyargalar, ısı ya da doku tahribatı gibi hasarlanmaları algıladığında ağrı duygusu oluşur. Ancak bireyler arasında ağrı yaratacak benzer uyarılar sonucu hissedilen ağrı duyusunda farklılıklar görülür. Bu farklılıklar genelde ağrı duyusunun omurilik veya beyin bölümlerinde arttırılıp azaltılmasından kaynaklanmaktadır. 

    Erkek ve kadın cinsiyetinin ağrı algısındaki farklılar iki durumdan dolayı oluşmaktadır: Hormonal değişiklikler ve bağışıklık sisteminin etkileri

    -HORMONAL FARKLILIKLAR AĞRI ALGISINI NASIL ETKİLER?

    Östrojen (kadınlık hormonu), hem ağrıyı algılayan duyargaları hem de omurilikteki ağrıyı düzenleyen hücreleri etkileyerek ağrının daha uzun süreli ve daha yüksek şiddette algılanmasına neden olur. Bu nedenden dolayı kronik ağrı sendromları (Fibromiyalji Sendromu, migren, irritabl barsak sendromu...) kadınlarda daha sık görülmektedir. Tam tersine testesteron (erkeklik hormonu) ağrının omurilikte işlenmesini baskılayarak erkeklerin benzer durumlarda daha az ağrı algılamasına yol açar. 

    -BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN AĞRI ÜZERİNDE ROLÜ NEDİR?

    Mikroglialar, merkezi sinir sisteminin ana bağışıklık hücreleridir. Son zamanlarda mikroglia hücrelerinin çevresindeki sinir hücrelerinin çalışmasını düzenlediği keşfedilmiştir. Erkeklerde bağışıklık sistemindeki değişikliklerin mikroglialar üzerinden ağrı algısını azalttığı gösterilmiştir. Mikrogliaların ayrıca beyin kimyasallarını etkileyerek ve sinir hücrelerindeki hasarı tamir ederek ağrının kronikleşmesini engellediği bilinmektedir.


    RAMAZAN AYINDA EGZERSİZ



    Özellikle Ramazan öncesinde düzenli spor yapan kişilerin, programlarını hafifleterek spor yapmaya devam etmesi gerekmekte. Bir ay boyunca egzersize ara verilirse genel fiziki kondisyonda %30'a varan gerileme görülebilir. Ancak oruç tutarken yapılan egzersizlerde birkaç noktayı gözden kaçırmamak lazım:



    1) Ramazan'da en ideal egzersiz zamanı sahurdan sonra hava sıcaklığının çok yüksek olmadığı sabah saatleri. Sabahları egzersiz yapamayacaklar için iftar öncesi ya da iftar sonrasındaki bir saatlik dönem de ideal.



    2) İftardan sonra egzersiz yapılacaksa fazla yağlı sindirimi zor besinlerden kaçınılmalı.



    3) Egzersiz iftardan önce yapılacaksa oruç tutarken egzersize alışmak için ilk 3 gün daha hafif bir program ile başlanmalı.



    4) Yüksek dayanıklılık gerektiren (uzun yol koşuları, bisiklet vb) ve 30 dakikayı aşan aktivitelerden kaçınılmalı.



    5) Günde 2 saat yoga ya da pilates yapılıyorsa bu 30-40 dakikaya düşürmeli ve daha az yoran hareketleri tercih edilmeli.



    6) Özellikle kas kaybını engellemek için iftarda protein içeriği yüksek besinler tüketilmeli.



    7) Sıcak Ramazan günlerinde vücudun su kaybını engellemek için iftar ve sahurda su alımı arttırılmalı.



    8) Terle birlikte mineraller de kaybedildiğinden mineral içeriği yüksek sıvılar içilmeli. Hindistan cevizi sütü mineral bakımından zengin, karbonhidrat içeriği dengeli bir sıvı olduğundan Ramazan'da tüketilmesi önerilir.



    9) Kaslarda ağrı ya da kramp olduğunda egzersiz sonlandırılmalı. 






    Uzm. Dr. Fatih KAHVECİOĞLU



    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı






    Detaylı bilgi için: 0530 930 48 21



    Ankilozan Spondilit (AS) özellikle omurgayı etkileyen kronik, ilerleyici, ağrılı sebebi bilinmeyen romatizmal bir hastalıktır. AS genelde omurga eklemlerini tutarak bel  boyun, sırt ağrısı ve sabah tutukluğuna neden olur. İlerleyen dönemde AS hastalarında  bel ve boyun hareketleri tamamen kısıtlanarak omurga eğrilikleri, kamburluk ve yürüme bozukluğu da gözlenir.

        AS’nin görülme sıklığı genellikle % 0.1-1.4 arasında değişir. Türkiye'deki sıklık oranı %0.5 olarak saptanmış olup ülkemizde 350-400 bin AS'li olduğu söylenebilir. AS'nin 8-45 yaş arasında başlayabileceği bilinse bile genellikle 15-30 yaş arasında, en sık olarak da 24 yaşında başladığı belirlenmiştir. AS erkeklerde kadınlara oranla 3 kat daha fazla  görülür. Türkiye’de tanı gecikmesi ortalama 8 yıldır. 

        Toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla Dünya AS Hastaları Federasyonu  (ASIF) 1988’de her yıl mayıs ayının ilk cumartesi günü Dünya Ankilozan Spondilit Günü olarak kabul etmiştir. 

        AS’nin en sık görülen belirtisi sabah tutukluğu ile birlikte olan hareketlerle azalan bel ağrısıdır. 40 yaş öncesinde başlayan, 3 aydan daha uzun süre devam eden, aniden değil yavaş yavaş başlayan, sabahları yataktan kalkmayı zorlaştıran, istirahat ile geçmeyip hareket etmekle azalan bu tip ağrılara ’inflamatuvar bel ağrısı‘ adı verilmektedir. Bel ağrıları zamanla boyuna ya da sırta yayılabilir. Bazı AS hastalarında bel ağrısında topuk ağrısı da eşlik edebilir. 

        Özellikle kadın AS’li hastalarda el bileği, dirsek, diz, ayak bileği gibi eklemlerde şişlik ve ısı artışı da görülebilir. Gözde kızarıklık ve ağrı, ağız içinde aft çıkması, sedef gibi çeşitli deri bulguları ve iltihaplı bağırsak hastalıkları da AS belirtileri arasında yer alabilir.

        AS genetik geçişli bir hastalıktır. Hastaların birçoğunda HLA-B27 isimli genetik test pozitif saptanmaktadır. Bu nedenle ailesinde veya kendisinde hastalık öyküsü olanların, çocuklarını gözlemleyerek bel ağrısı gibi yakınmaları olması durumunda mutlaka doktor görüşüne başvurmaları önemlidir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda çocukluk çağında geçirilen viral hastalıklar ve barsak enfeksiyonlarının da AS gelişimi üzerinde rol oynayabileceği gösterilmiştir. 

        AS tedavisinde ilaçların yanı sıra fizik tedavi yöntemleri ve egzersiz de etkili olmaktadır. En az 6 ayda bir uygulanan fizik tedavi programının hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı bilinmektedir. Yüzme, yoga gibi egzersizler hastaların duruş bozukluklarının giderilip omurga esnekliğinin korunmasında etkilidir. 

        Tedavi edilmeyen AS hastalarında omurga tutulumu ilerleyip kamburluk gelişebilir. Ayrıca bilinçsiz ilaç kullanımı ya da tedavinin sürdürülmemesi gibi durumlarda ileri dönem böbrek yetmezliği, kalpte ritim bozuklukları gibi yaşamı tehdit eden durumlar görülebilir.

        Ülkemizde her 3 AS hastasından birine en başta bel fıtığı tanısı konulmakta , AS hastalarının %7’si gereksiz yere ameliyat edilmektedir. Bu tip ameliyatlar hastalığın gidişatını olumsuz etkilemektedir. Hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, vitamin D eksikliği AS hastalığının gidişatını olumsuz etkileyen diğer faktörlerdir.

        Üç aydan uzun süredir olan, sabah tutukluğunun eşlik ettiği, hareketsizken daha şiddetli olup hareketle azalan bel ağrısından yakınan kişilerin en kısa sürede bir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekimine başvurması önerilmektedir.

    Ankilozan Spondilit ile ilgili detaylı bilgi ve randevu için: 0530 930 48 21


    Üyelik
    Email-Telefon Onayı Gerekli
    Bilgi
    Kuruluş Adı:
    Dr. Fatih Kahvecioğlu- Aydın Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı
    Doktor Adı:
    Uzm. Dr. Fatih Kahvecioğlu
    Telefon Numaraları:
    +90 256 212 00 12
    Sokak ve bina adresi:
    İZMİR CD. NO 82
    Mahalle:
    EFELER MH
    Kurum / Kuruluşun Bulunduğu Kent:
    Aydın
    Harita
    Tıbbi Makaleler

    Hekim.Net

    Close