Profesör Doktor
Haluk Sargın
Endokrinoloji ve Metabolizma
İç Hastalıkları
Hakkımda
Profesör Doktor
Haluk Sargın
Endokrinoloji ve Metabolizma
İç Hastalıkları

Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi-Dahiliye Asistanı 1990-1995
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi-İç Hastalıları Uzmanı 1995-1996
Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi-Dahiliye Baş Asistanı 1996-1997
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi-Endokrinoloji Yan Dal Asistanı 1998-2000
Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi-Endokrinoloji Uzmanı 2000-2007
Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi-Endokrinoloji Doçenti 2007

Erzincan 1 nolu Sağlık Ocağı Mecburi Hizmet-Askerlik Hizmeti 1986-1990
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1990-1995
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1995-1996
Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1996-1997
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1998-2000
Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2000-2007
Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2007-2011
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi Konsültan Hekim
Özel Muayenehane 2011-

Tip 1 Diyabet

TİP 2 Diyabet

Diyabet ve Kalp Sağlığı

Diyabet (şeker hastalığı)

Gizli diyabet erken tanısı ve koruyucu eğitimi

Diyabet komplikasyonlarına karşı hasta eğitimi ve takibi

Hipertioridizm

Obezite (fazla kilo-şişmanlık)            

Osteoporoz (kemik yoğunluğu kaybı)

Hirsutismus (kadınlarda kıllanma artışı)

Adet düzensizlikleri tanı ve tedavisi

Polikistik over sendromu         

Büyüme ve gelişme yetersizlikleri

Hipofiz hastalıkları

Hipofiz hastalıkları  böbreküstü bezi hastalıkları           

Çeşitli hastalıklara uygun diet önerileri           

Ev hastası muayenesi ve takibi           

Tıbbi Danışmanlık Hizmetleri

+90 216 338 11 44 ,+90 216 349 75 13
Özel Muayenehane
Bağdat Caddesi No:101/2 Ocak Apt. Feneryolu - Kadıköy/İSTANBUL Feneryolu - Kadıköy İstanbul
Sosyal Medya Hesapları
Harita
bir blog ekledi 

Tip I Diyabet Nedir ?

İnsuline bağımlı diyabettir. Genetik, çevresel ve immünolojik etkenlerin sinerjistik etkisiyle pankreasın beta hücrelerinin hasarlanmasıyla ortaya çıkar. Çocukluk yıllarında veya genç yaşta ortaya çıkan tip I diyabette beta hücrelerinin %80’i kayboluncaya dek diyabetin klinik belirtileri ortaya çıkmaz. Bu eşiğe kadar glukoz toleransı olurken daha sonraları normal glukoz toleransı sürdürülemez. Glukoz intoleransı olan bu evre genelde puberta veya bir infeksiyon hastalığı ile tetiklenir. Otoimmun olay ilerleyicidir ve beta hücreleri zaman içinde tamamıyla tahrip olur ve diyabet insüline bağımlı olarak kalıcı hale gelir.

Tip I Diyabeti Ortaya Çıkaran Faktörler Nelerdir ?

En sık puberta veya enfeksiyonlar bu durumu aşikar hele getirir. Okul öncesi (6 yaş civarı), puberta (13 yaş civarı) geç adolesans dönemi (20 yaş civarı) üç pik görülür.

Kimler Risk Altındadır, Kimlerde Olur ?

HLA DR3, HLA DR4 haplotipi (doku grupları) risk altındadır.Tip I diyabetin gelişimine yatkınlık yaratan genlerin esas yerleşimi 6.kromozom HLA lokusudur.HLA gen polimorfizmi Tip I diyabetin gelişimine zemin hazırlayan genetik etkenlerin %40-50’den sorumludur.
Çevresel faktörler olarak kızamıkçık,,koksaki virüsler ve ilk 1 yaşta inek sütü kullanımı Tip 1 Diyabet gelişimine sebep olan etkenler olarak tespit edilmiştir.

Tip I Diyabetin Belirtileri Nelerdir?

İştahsızlık, ağız kuruluğu, çok su içme, açlık hissi, çok idrara çıkma, gece idrara çıkma, kilo kaybı, yorgunluk, çabuk yorulma, gece idrara kalkma daha nadir bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, inatçı infeksiyonlar, tekrarlayan mantar infeksiyonları, kaşıntı başlıca bulgulardır.
Hastalar sıklıkla zayıf ve normal kiloludurlar. Son yıllarda insülin direncinede hakim olan tip 2’ye benzeyen kilolu kişilerde görülen tipide tanımlanmıştır.

Tip I Diyabetin Tanısı Nasıl Konur ?

Açlık kan şekeri veya gün içerisinde rast gele bir saatte tesbit edilen yüksek kan şekeri Hb A1c (üç aylık kan şekeri ortalaması) %6’nın üstünde olması, düşük c peptit seviyesi ve pankreasın B hücrelerine karşı oluşan odacık otoantikorlarının tesbiti.

Tip I Diyabetin Tedavisi Nasıldır?

Söz konusu insülin eksikliği olduğu için, yoğun insülin tedavisi (4’lü veya 5’li) tek seçenektir. Tedavi edilmeyen, ihmal edilen ve kontrolden çıkan Tip I Diyabet hangi sonuçlara sebebiyet verir. En sık rastlanan diyabetik ketoasidozdur. Diyabetik ketoz komasına kadar gidebilir. İyi regüle edilemeyen kan şekerlerinde diyabetin klasik komplikasyonlarından olan kalp-damar, göz ve böbrek hasarları geri dönüşümsüz hasar bırakıcı şekilde gelişir. Bunların sonucu böbrek yetmezliği ve diyaliz, periferik damar hastalıkları engellenemediği durumlarda uzvun kesilmesini gerektirecek sonuçlarda ortaya çıkabilir.

Tip I Diyabetten Korunma Mümkün Mü ?

Genetilk ve otoimmun sebepler temel faktördür. Çevresel faktörlerde tetikleyici olması sebebiyle korunma pek mümkün görülmemektedir. Bebeklik döneminde inek sütü verilmemesi , viral infeksiyonlardan korunma (aşılar vs) gibi çevresel faktörlerin azaltılmasını sağlamak hedeflenmelidir. Otoimmun ve genetik nedenleri ortadan kaldırmak pek mümkün görünmemektedir.

Tip I Diyabetli Hastaların Yaşam Hijyeni

  • Bu hastalar yoğun insülin tedavisine (4’lü, 5’li)mutlak riayet etmeliler, kan şekerini normalize eden insülin dozunda idame tedaviyi sürdürmeliler.
  • Öğün yemekleri belirlenen miktarlar üzerinden zamanında alınmalı, ara öğün alımını da ihmal etmemeliler. (3 ana, 3 ara duruma göre 5-6 ara) Asla öğün atlanmamalı.
  • Haftalık egzersiz ve spor programlarını mutlaka uygulamalı, bunu yaparken bilinçli bir uzman tarafından spor programı kişiye özel oluşturulmalı.
  • Doktorun isteğine göre aylık, üç aylık, altı aylık ve senelik kontroller mutlaka yapılmalı.
  • Senelik göz dibi muayenesi yapılmalı.
  • 3-6 ayda bir idrar tahlili ve idrarda protein araştırılmalı.
  • Komplikasyonlar oluştuysa komplikasyonların durumuna göre (kardiovasküler, göz ve nefroloji) spesifik uzmanlarca bu sistemler gözden geçirilmeli.
  • Hasta diyabetik ayak komplikasyonlarına karşı diyabet hastası ayak standartlarına uygun ayakkabı seçmesi, ayak bakımı yapması, özellikle amputasyona kadar gidebilen ciddi komplikasyon oluşmuş diyabetik ayak hastaları için son derece hayati bir konudur.
    • 👌

      0 0 0 0 0 0
      Giriş yapmamıs kullanıcılar 'Yorum Gönderisi' eylemini kullanamazlar.
      bir blog ekledi 



      Diyabet mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonlara sebep olan glukoz metabolizması hastalığıdır. Başlıca kalp damar hastalıkları, böbrek fonksiyonu bozukluğu, göz rahatsızlıkları (retinopati, katarakt) ve nörolojik problemlere yol açar. Bu komplikasyonlar sık rastlanılan tartışılan ve dile getirilen diyabet mağduriyetleridir.

      Bunun yanında çok dile getirilmeyen tartışılmayan paylaşmakta çekinilen önemli komplikasyon diyabete bağlı cinsel sorunlardır. Ereklerde oluşan diyabete bağlı cinsel sorunlar daha farkındalık gösterir. Kadınların cinsel sorunları çoğu zaman atlanmaktadır.

       

      Diyabetik erkeklerde görülebilen cinsel sorunlar nelerdir?

      • Libido azalması (cinsel isteğin azalması yada kaybolması)
      • Erektil disfonksiyon
      • Retrograd ejakülasyon (geriye boşalma)

       

      Diyabetik kadınlarda görülebilen cinsel sorunlar nelerdir?

      • Orgazm problemleri
      • Cinsel organın ilişki esnasında ıslanmaması ve buna bağlı ağrılı cinsel ilişki
      • Libido azalması
      • İlişki esnasında uyarılamama

       

      Yukarıda zikredilen diyabete bağlı cinsel sorunlar, diyabetin mikro ve makrovasküler komplikasyonlarına bağlı gelişmekle beraber hastalığa eşlik eden diğer faktörlerde  belirleyicidir.

       

      Bunlar başlıca:

      • Alkol kullanımı
      • Sigara içimi
      • Hipertansiyon
      • Dislipidemi
      • Aterosklerotik hastalıklar
      • Obezite
      • Yaş
      • Psikolojik rahatsızlıklar
      • Sosyoekonomik koşullar
      • Hastanın eğitim durumu
      • Hastanın medeni durumu en önemlileridir.

       

      Diyabetik erkeklerde cinsel sorunlar %45-90  diyabetik kadınlarda %40-60 dır.

      Diyabetik hastalarda özellikle kötü kontrollü diyabetik vakalarda tedaviye dirençli, uzun süren, tekrarlayan genitoüriner enfeksiyonlara sık rastlanır. Bunun yanında kalp yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği, diyabetik ayak , eklem deformiteleri, kullanılan bir takım ilaçların yan etkileri mevcut cinsel sorunlara ilave katkı yapmakta, hastalığın sunuluşu, tedavisi takibi ve teşhisini iyice karmaşıklaştırabilmektedir. Diyabetik hastalarının büyük ekseriyetinde psikiyatrik ve psikolojik problemler bulunmakta. Bunlardan başlıcaları anksiyete ve depresyon olmaktadır. Bu rahatsızlıklarda cinsel sorunları arttırmakta iyice içinden çıkılmaz hale getirebilmektedir.

      Diyabete bağlı cinsel sorunlarda diyabetin damarların yapısını bozucu etkisine sekonder gelişen genitoüriner sistem doku beslenmesinin bozulmasına ilaveten, diyabete bağlı gelişen nörolojik tutulumlar (sinir tutulumları) cinsel organ fonksiyonlarını bozmakta bazen de fonksiyon dışı bırakmaktadır. Sonuçta cinsel performans düşmektedir.

      Diyabete bağlı cinsel sorunlar sadece endokrinoloji uzmanıyla değil konuyla ilgili geniş bir kadro ile takibi gereklidir.

       

      Bu kadroda başlıca:

      • Endokrinoloji uzmanı
      • Üroloji uzmanı
      • Kadın doğum uzmanı
      • Psikiyatri uzmanı
      • Diyabet hemşiresi
      • Diyetisyen bulunmalıdır.

       

      Seks ile ilgili toplumsal ve ailesel baskılar kişisel tabular, doktorların bu konuyu yüzeysel geçmeleri veya üzerinde durmamaları özellikle kadın hastalarda bu problemlerin gözden kaçmasına sebep olmaktadır.

      Diyabetik hastaların cinsel problemlerinin tedavisinde kan şekerlerinin normalleştirilmesi dışında ilave kalp damar, solunum, böbrek, diyabetik ayak eklem hastalıkları, göz rahatsızlıkları gibi ilave rahatsızlıkların da en iyi şekilde takip ve tedavi edilmelidir.

      Psikiyatrik ve psikolojik destek tedavisi de asla ihmal edilmemelidir.

      Kullanılan ilaçlar arasında cinsel fonksiyonları olumsuz etkileyen ilaçlar varsa yan etkisi olmayan ilaçlarla değiştirilmeli.

      Sigara alkol kullanımı varsa bu alışkanlıklar ivedilikle terkedilmeli.

      Kişiselleştirilmiş diyet ve egzersiz programları oluşturulmalı.

      Duruma göre cinsel performansı düzelten veya arttıran ilaçlara da başvurulabilinmelidir.

      Tıbbi Makaleler

      Hekim.Net

      Close