Uzm. Dr. Funda Orakdöğen-Dahiliye-İç Hastalıkları-istanbul

Profil Doluluğu
Giriş yapmamıs kullanıcılar 'Profil Mükemmeliğini Gör' eylemini kullanamazlar.

Diyabet ,Hipertansiyon, Yağlı Karaciğer, İnsulin Direnci ve Metabolik Sendrom, Kardiovasküler Risk Faktörlerinin Yönetimi ,Tiroid Hastalıkları , Geriatrik Hastalıklar ,Beslenme Sorunları ,Malnütrisyon ,Sindirim Sistemi Rahatsızlıkları ,Sağlıklı Yaşam Koçluğu 

Profil Fotoğrafları
3E52B197-BA8F-46C9-A179-296297C9462E
Profil Akışı


storage.php?o=bx_posts_photos&f=lmzmgvmfelurtgspivl9ha9qb4h5ubyq.jpg

Osteoporoz (Kemik Erimesi )Nedir?

Kemiklerimizin sertliklerinin azalıp ,kalitelerinin bozulmaları sonucu daha zayıf ve kırılabilir hale gelmeleridir ve vücudumuzdaki tüm kemikleri etkileyen bir hastalıktır.


Neden önemlidir ?

Önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır ;yaygın bir hastalıktır .Osteoporoz, ortalama yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasıyla, günümüzde en sık görülen hastalıklardan biri haline geldi.Kemik kaybının sessizce ve giderek ilerlediği osteoporoz hastalığı çoğu kez kırıklar oluşmadan farkına varılmadan ilerlemektedir.Bu nedenle insanlarının çoğunun farkında olmadığı bir hastalıktır.Osteoporoz ile birlikte kırık riski artar.Özellikle 50 yaşın üzerinde kalça, omur ve el bileği kırılma riski kadınlarda % 40, erkeklerde ise % 13 olarak kabul edilmektedir .Kalça kırığı olanların yaklaşık % 20 i ne yazık ki  ilk 1 içinde ölmekte ;% 30 dan fazlası sakat kalmaktadır.

Riskli kişiler kimlerdir ?

  • 45 yaşın altında doğal ya da cerrahi menapoz
  • Uzun süre adetten kesilme
  • Kadın olmak( Osteoporoz riski altındaki nüfusun %80 i kadındır)
  • İleri yaş
  • Ufak tefek yapıda ve beyaz tenli olmak (Beyaz ve asyalı kadınlarda siyahlara göre daha sık rastlanır.)
  • Ailede osteoporotik kırık öyküsü (Özellikle annede kalça kırığı)
  • Daha önce kırık geçirmiş olmak (Ön kol kırığı gibi)
  • İnflamatuar (iltihaplı) eklem hastalığı ya da astım varlığı
  • Kemik yıkımını hızlandıran ilaçların kullanımı (kortizon,guatr ilaçları,sara ilaçları,heparin vb)
  • Kalsiyumdan fakir beslenme, yetersiz D vitamini
  • Sigara içme, alkol kullanımı, fazla kahve tüketimi
  • Düzenli egzersiz yapma alışkanlığının olmayışı
  • Erkeklerde düşük testosteron düzeyi
  • Bunama
  • Kronik böbrek yetmezliği (KBY)
  • Malabsorbsiyona (emilim bozukluğu) neden olacak gastrointestinal sistem sorunları
  • Tirotoksikoz (tiroid hormonunun fazla salgılanması)
  • Hiperparatiroidi (paratiroid hormonunun fazla salgılanması)



Osteoporozun belirtileri nelerdir?

  • Osteoporozun en önemli belirtisi kırıklardır .Omur ,kalca ,el bilegi ve diğer kemiklerde görülen (frajilite) kırıklar.
  • Ağrı kırık olmadan nadirdir.Kırıklara bağlı ani ve şiddetli bel ve sırt ağrıları olur .
  • Boy kısalması ve kamburluk (Hastalarda gençliklerindeki boy uzunluğundan 10-15 cm.den fazla kısalmalar oluşabilmektedir)
  • Karın göğüs boşluğunda daralma ve buna bağlı bulgular
  • Vücut imajının bozulmasi
  • Psikolojik sonuçlar
  • Yaşam kalitesinda bozulma


Nasıl teşhis edilir ?

   *Kemik mineral yoğunluk ölçümü (DEXA ) :Kemik dansitometresi adı verilen bu teknik son derece kolay, ekonomik ve hasta için zahmetsizdir. Kaynak olarak dozu düşük X ışını kullanılır ;genellikle omurga ve kalcadan ölçüm  yapar.

   *Kantitatif Bilgisayarlı Tomografi (QCT) :Yaşlı  hastalarda ve gözlenen dejeneratif değişliklikler ve aort kalsifikasyonu gibi DEXA için handikap oluşturabilecek durumlarda , kemik dışı kalsifikasyonlardan etkilenmemesi nedeni ile tercih edilebilir.Dezavantajları yüksek radyasyon dozu, düşük duyarlılık, yüksek maliyet ve fazla yer kaplamasıdır. 

    Osteoporoz kriteri :Kemik mineral yoğunluğunun genç erişkine göre 2.5 standart sapma ya da daha düşük olmasıdır (T skoru -2.5 ya da daha düşük).

   *Radyografi (sırt ve bel flimleri) ile de osteoporoz tanısı konulabilir.storage.php?o=bx_posts_photos&f=z9tvzyknx7ni6nsxybxkanhtzxufz3hh.jpg

   *Kan ve idrar tahlilleri (kemik erimesine neden olan başka bir hastalığı teşhis etmek ;kemik  erimesinin hızı hakkında bilgi edinmek ;tedavinin etkinligini kısa sürede değerlendirmek için yapılır ) 

          

                

Kimler kemik yoğunluğu yaptırmalı ?

  65 yaş ve üstü tüm kadınlar

  Bir veya daha fazla risk faktörü olan tüm menapoz sonrası kadınlar

  Kırığı olan menapoz sonrası kadınlar

  Osteoporoz tedavisi planlananlar

  Kadınlık hormon yetmezliği olanlar

  Omurlarında şekil bozukluğu olanlar

  Uzun sure kortizon verilmesi düşünülenler

  Osteoporoz tedavisi takip amacıyla


Osteoporozdan nasıl korunulur?

Osteoporozdan korunma anne rahminden başlar ve yaşam boyu devam eder. Korunma yeterli beslenme, düzenli egzersiz ve kadınlarda yeterli östrojen; erkeklerde ise yeterli testosteron düzeylerinin sağlanmasını kapsar. Çocukluk, adolesan dönem ve genç erişkinlik dönemlerinde güçlü kemikler oluşturulması ileri yaşlarda osteoporoz gelişiminden korunmak için önemlidir. Düzenli fiziksel aktivite, örneğin yürüyüş, aerobik veya merdiven inme-çıkma, kemik kuvvetini arttırmada önemlidir.

Beslenmenin en önemli iki noktasını kalsiyum ve D vitamini alımı oluşturur. 

Yeterli kalsiyum alımı

Yaş                   Miktar

7-9                    700 mg

10-12 (kız)        900 mg

10-12 (erkek)    1200-1400 mg

13-16                1200-1400 mg

17-18                1200 mg

19-49                1000 mg

50+                   1000-1500 mg

BESİN KALSİYUM (mg)

Yoğurt (1kap) 450 mg

Süt (1 su bardağı) 300 mg

Ayran (1 su bardağı) 285 mgstorage.php?o=bx_posts_photos&f=zpvvxjpqahsphri3ezfpqehhst7bgrlg.jpg

Beyaz peynir (bir dilim) 115 mg

Kaşar peynir (bir dilim) 210 mg

Dondurma (1/2 kap) 120 mg

Sardalya balığı (1 porsiyon) 324 mg

Somon balığı (1 porsiyon) 203 mg

Badem (12 adet )  62 mg

İleri yaşlarda bir kişinin günlük kalsiyum ihtiyacı 1000-1500 mg. Bunun tamamını besinlerle almak mümkün olmadığı için mutlaka ilaçlarla desteklenmesi gerekir. Kalsiyum kaynağı besinler süt ürünlerinin yanı sıra yeşil yapraklı sebzeler ,bazı balıklar (sardalya ve somon ) ve badem  sayılabilir.. Günlük ihtiyaç için önerilen; 1 bardak süt (300 mg Ca), 1 kase yoğurt (450 mg Ca), 1 dilim peynir (115 mg Ca) ,1 dilim kaşar peynir (210 mg Ca)ve bir tabak yeşil yapraklı sebzedir(brokoli, kıvırcık lahana, ıspanak ). D vitaminin en önemli kaynağı ise güneştir. Günde 15 dakika güneş ışığına maruz kalma vücudun yeterli D vitamini oluşturma ve depolaması için yeterlidir. Deri tarafından D vitamini yapımı yaşla birlikte azalır.Bu nedenle D vitamini (400–1000 IU/gün) alımı büyük önem taşır. Ayrıca balık ve balık ürünleri de önemli bir D vitamini kaynağı.

Öte yandan proteinin yetersiz alımı kalça kırıkları için risk oluşturabilir ve kırık olan hastalarda iyileşmenin gecikmesinde rol oynayabilir. Proteinin yetersiz alımı ile kas gücü ve kütlesinde azalma ile düşme ve kırık riskinde artış izlenir. Günlük 1g/kg protein alımı önerilmektedir.

Birde unutulmaması gereken nokta osteoporozdan korunmak için sigara ve alkol tüketiminden  uzak durulmasıdır.


Osteoporoz nasıl tedavi edilir?


 Tüm hastalıklarda olduğu gibi osteoporozda da hastalıktan korunmak öncelikli amaç olmalıdır. Osteoporozun gelişmiş olduğu durumlarda ise erken tedavi başarı şansını yükseltmektedir.
 
Osteoporoz günümüzde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Osteoporoz tedavisinin en önemli amacı kırıkların azaltılmasıdır.
Osteoporoz tedavisinde ilaç ve ilaç dışı tedaviler söz konusudur.

İlaç tedavisinde kemik yıkımını azaltan, yapımını arttıran ve özellikle son zamanlarda kemik kalitesi üzerine olumlu etki gösteren ilaçlar üzerinde yoğunlaşılmakta ve araştırmalar bu yönde sürdürülmektedir.Bu amaçla bifosfonatlar, stronsiyum gibi elementler, selektif östrojen reseptör modülatörleri yani SERM`ler, kalsitonin, parathormon, bitkisel kaynaklı östrojen ihtiva eden ilaçlar tercih ediliyor. Tedavide mutlaka kemiğin yapı taşı olan kalsiyumun ve kalsiyumun emilimini artırmak için D vitamininin yer alması gerekli.

 İlaç tedavisinin seçiminde hastanın yaşı, ek yakınma ve hastalıkları, kırığın bulunup bulunmaması ve KMY değeri gibi özelliklerin göz önüne alınması gerekir.

 

 

   

storage.php?o=bx_posts_photos&f=ztkdfnedwiuluwxfyt5e24xwqyywu3se.jpg


Gebelikte Diyabet (Gebelikte Şeker Hastalığı)


Hamilelikteki şeker hastalarının ancak %12 (tip1 DM %4 -tip2 DM %8) inin hamilelik öncesinde de diyabeti mevcuttur ,%88 inde ise hamilelik öncesi şeker hastalığı yoktur gebelikle ortaya çıkar ve biz buna gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti ) deriz.

Gebelik diyabeti ilk defa gebelikte teşhis edilen veya başlayan farklı derecelerde şeker metabolizma bozukluğudur. Hamilelik süreci boyunca devam edip ,doğumla birlikte sona erer.

Tüm gebelikler içinde gebelik diyabeti sıklığı % 3- 5 dir.

Gebelikte, özellikle fetus ve yenidoğan da görülebilecek ciddi sorunların % 1.1-14.3 dan sorumludur. Gebelik diyabeti tanısı koymak çok önemlidir. Çünkü  gebelik diyabetinde gebelik ve doğum da bebek ölümü 2-4 kat artar .


Gebelik Diyabeti Tanısı Nasıl Konulur?


            Açlık 126 nın üstü ,Hba1c 6.5 (3 aylık şeker ortalaması) un üstü ,herhangi bir saat kan şekeri 200 ün üzeri gebe zaten diyabettiktir.Bu hastalara yükleme yapmaya gerek yoktur.

           Diyabet tanısı konulmamış her gebeye , 24-28 hafta arası 50 gr 1saatlik tarama testi yapılır. 1.saat 140 ın altındaki gebelerde sorun yoktur.Eğer 180 ın üzerinde ise gebelik diyabeti tanısı konur. 

           Kan şekeri 140-180 aralığında çıkarsa; 

           2. step olan 100 gr 3 saatlik OGTT (Şeker Yükleme) yapılır:

                                            Açlık 95 mg /dl

                                            1.saat 180 mg/dl

                                            2.saat 155 mg/dl

                                            3.saat 140 mg/dl den en az 2 değerin yüksek olması tanı koydurur.

          Diyabet açısından riskli gebeye ise 24-28 haftada tek basamaklı 75 gr OGTT (Şeker Yükleme) 2 saatlik yapılır:

          Açlık 92 mg/dl

          1.saat 180 mg /dl

          2.saat 153 mg/dl ölçümlerden birisi yüksek ise tanı konur .




Gebelik Diyabeti Tanısı Için Yapılan Seker Yükleme Sakıncalı Mıdır?

Gebelikte diyabet ,teşhis edilmesi ve mutlaka doğru izlenmesi gereken bir hastalıktır.50-75 gr glukoz 2 dilim baklavaya eşdeğer glukoz içermektedir. Gebelerin hemen hepsi gebelik boyunca o kadar, hatta kat kat fazla glukozu günlük yaşantıda almaktadır. Yükleme sırasında bazen gördüğümüz baş dönmesi ve fenalık hissi ise geçicidir. Şu anda 50-75-100 gr glukozun anne ve bebeğe yaptığı olumsuz etki dünyanın hiçbir yayın organında ispatlanmamış ve iddia edilmemiştir


Diyabet Açısından Riskli Gebe Kimler?


  •     
  • Daha  önce ölü doğum yapmış , anomalili (özürlü) bebek doğurmuş,     iri bebek (4000 gram üzerinde) doğurmuş; birden fazla sayıda     düşük yapmış olanlar;     

        
  • Daha  önceki gebeliğinde gestasyonel diyabet geçirmiş olanlar;

        
  • Gebelik öncesi kilosu normalden fazla olanlar;

        
  • Yaşı ileri olanlar (35 yaş ve üzeri);

        
  • Ailede özellikle birinci derece akrabalarından birinde diyabet olanlar;

        
  • Tekrarlayan  idrar yolu enfeksiyonu ya da mantar enfeksiyonu olanlar

        
  • Mevcut  gebeliğinde     bebeği     gebelik haftasına göre daha iri olanlar;

        
  • Gebelik esnasında fazla kilo almış olanlar;

        
  • Nedeni açıklanamayan polihidramniyos (amniyos sıvısının artması)     saptananlar;

        
  • Önceki     gebeliğinde bebeği beklenmedik bir şekilde ölenler;

        
  • İdrarda  glikoz çıkışı saptanan ya da diyabet belirtileri gösterenler     (çok yemek yeme ve su içme, bol idrar yapma gibi)     

        
  • Polikistik  over hastalığı olanlar     

        
  •  Gebelik  öncesi ve gebelik sırasında tansiyon yüksekliği olanlar     

        
  • Kotizon  kullanımı olan gebelerde ;

        

     gestasyonel  diyabet mevcut olabilir ya da gebeliğin kalan kısmında gelişebilir.



  • Kimler Gebelikte Diyabet Olasılığından Korkmaz?


Yaş< 25

Ailede diyabet öyküsü olmayan

Gebelik öncesi kilosu normal olan (Beden kitle indeksi 25 in altı)

Gebelikte kilo alımı normal olan

Kötü gebelik öyküsü olmayan

Anormal glukoz testi olmayan

Açlık kan şekeri normal <95 olan gebelere yükleme yapılmayabilir.


Şeker Hastası Bir Kadın Hamile Kalabilir Mi?


Şeker hastalığına bağlı oluşmuş ileri böbrek ve/veya göz hasarı ,iskemik kalp hastalığı yoksa  tabii ki  hamile kalabilir.Şeker hastalığı gebeliğe engel değildir ama gebe kalmak isteyen bir şeker hastası aylar önceden (en az 3 ay öncesinde) sıkı şeker ve hekim kontrolüne girmelidir.Eğer kan şekerleri yüksek iken gebe kalır ise bebekte anomali (özürlü) riski ile  gebelik ve doğum sorunları artar.



Gebe Kalmak İsteyen Şeker Hastalarına Ne Yapalım?



•Şeker hapları kesilip insüline geçilir .

•Gebelik öncesi HbA1C<%6 olmalı .

•Beslenme, egzersiz düzenlenmeli, ideal kilo sağlanmalı .

•Retinopati (göz) ve Nefropati (böbrek) takibi yapılır .

•Bebeğe zararlı olabilecek ilaçlar kesilir

•3 ay önceden folik asit başlanmalıdır.


Neden Diyabetik Gebe Sıkı Takip Edilmelidir ?

Şeker hastalığı gebelikte anne ve bebeğin yaşamını tehtit eden bir çok soruna yol açabilir.
- Kandaki yüksek şeker düzeyi bebeğin çok irileşmesine neden olabilir. İri bebeklerde doğum öncesinde ve sırasında daha çok problem ortaya çıkma riski vardır. İri bebeklerde sezaryen gerekme riski daha yüksektir. Ayrıca doğum sırasında omuz takılması, doğum travması, doğum eyleminin uzaması da iri bebeğe ait risklerdir.
- Gebelikten önce diyabetik olan hastalarda yani pregestasyonel (gebelik öncesi) diyabet hastalarında bebekte bazı anomalilerin görülme riski artar. Ancak gebelikte başlayan gestasyonel diyabet (GDM) bebekte anomalilere (özürlülük) neden olmaz veya çok hafif ilgili olabileceği konusunda şüpheli araştırmalar vardır .
- Diyabet olan gebelerde gebelik esnasında preeklampsi (yüksek tansiyon) gelişme riski artmıştır.
- Erken doğum riski artmıştır.
- Ani bebek ölümü meydana gelebilir
- Doğumdan sonra RDS (bebekte akciğer yani solunum) sıkıntısı gelişebilir. Diyabetik anne çocuklarında akciğer gelişimi gecikir.
- Doğumdan sonra bebekte hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) ve bilirubin yüksekliği, polisitemi (bebekte kan hücrelerinin fazlalığı) gelişebilir
- Pregastasyonel (gebelik öncesi) diyabet hastalığı olanlarda plasental fonksiyon yetersizliği ve bunun neticesinde bebekte IUGR (gelişme geriliği) meydana gelebilir.
- Diyabetik gebeliklerde polihidramniosa (bebeğin rahim içinde yaşadığı amnios sıvısının normalden fazla olması) sık rastlanır. Pregestasyonel (gebelik öncesi) diyabette oligohidramnios (amnios sıvısının az olması) da gelişebilir.
- Anne karnında ani fetal (bebek) ölüm meydana gelebilir.
- Preeklampsi, ketoasidoz gibi nedenlerle maternal(anne) mortalite (ölüm) artmıştır.
- Diyabetik gebelerde üriner sistem enfeksiyonu, solunum yolu enfeksiyonları, doğum sonrası puerperal enfeksiyonlar ve yara yeri enfeksiyonu riski artmıştır.
- Diyabetik ketoasidoz (diyabet koması) meydana gelebilir. Diyabetik hamilelerde aşırı bulantı kusma, enfeksiyonlar, beta mimetik veya steroid ilaçlar diabetik keteoasidoza zemin hazırlayabilir.


storage.php?o=bx_posts_photos&f=8lyt6pv7c72dzndxtxh47djbrsfuql3n.jpg

GEBELERDE İSTENEN KAN ŞEKERİ DEĞERLERİ

•AKŞ<95 (<92 nin altı tercih edilir)

•1. saat TKŞ<140 (<120 un altı tercih edilir)

•2. saat TKŞ< 120

•HbA1C<%6

GEBELİKTE DİYABET NASIL TEDAVİ EDİLİR?

 storage.php?o=bx_posts_photos&f=9fmmhxm9d48az2gntzchakdixj4vdqx2.jpg

Diyabete uygun beslenme çok önemlidir.Gebelik boyunca toplam 10-12 kg aşılmamalıdır.Zayıflatıcı (düşük kalorili) bir diyet önerilmez.Az-sık beslenmeli ve kan şekerini hızlı yükseltecek yiyeceklerden uzak durulmalıdır.Kan şekeri ölçüm cihazı ile günde en az 5 kez kan şekeri takibi yapılmalıdır.Eğer gebe insulin kullanmakta ise sürekli glukoz ölçüm sistemleri ile kan şekerlerini anlık sürekli izlemelidir.


Diyet kan şekerini hızlı yükselten basit şekerler yerine lif miktarı yüksek, kan şekerini daha yavaş yükselten, sağlığı geliştirmede daha etkin kompleks karbonhidratları seçmek faydalı olacaktır. Basit şekerli yiyecekler tüketilmemelidir.

Kompleks karbonhidratlar; tam tahıl taneleri, kepekli pirinç, makarna, bulgur, tam buğday ekmekleri, çavdar, yulaf vb… Basit şekerler ise; çay şekeri, reçel, bal ve marmelat gibi gıdalardır. Diyet programında karbonhidrat kaynaklarını öncelikli olarak ekmek ve ekmek yerine geçenler ile meyve grubu besinler oluşturur. Bu besinler diyette kati suretle olmalı, ancak yenilecek miktar ve zamanlama çok iyi belirlenmelidir.

DİYET VE DÜZENLİ YÜRÜYÜŞ İLE GESTASYONEL DİYABETİK HASTALARININ BÜYÜK BİR KISMINDA KAN ŞEKERİ KONTROL ALTINA ALINABİLİR.KAN ŞEKERLERİ YÜKSEK SEYREDEN GEBELEREDE İSE İNSULİN BAŞLANIR.İNSULİN ANNE VE FETUS İÇİN GÜVENLİDİR.İNSULİN; HAMİLELİK ÖNCESİ DİYABETİ OLMAYAN GEBELERDE DOĞUM SONRASI KESİLİR.

storage.php?o=bx_posts_photos&f=crzxbvne7b4gczssgk85fuabai5fbgvq.jpg

HAMİLELİK DİYABETİ GEÇİCİ Mİ ?

Gestasyonel diyabetli annelerde doğum sonrası insülinle tedavi ihtiyacı genellikle ortadan kalksa da yaşamlarının ilerleyen döneminde diyabetes mellitus (yani aşikar şeker hastalığı) olma riskleri artmaktadır.


Bu nedenle lohusalık bittikten sonra  “glisemik durum” yeniden değerlendirilmeli ve 75 gr’lık glukoz yüklemesi yapılmalıdır.

75 gram glukoz yükleme testinin normal çıkması halinde bu test üç yıllık aralarla tekrarlanmalıdır.

Gebeliklerinde GDM tanısı alan hastalar; hayat tarzlarında değişiklik yapmalı, insülin direncini azaltmak için ideal kilolarına inmeli, sigara içmemeli, dengeli beslenmeli ve egzersiz yapmalıdırlar.


DİYABETİK ANNE BEBEĞİNİ EMZİREBİLİR Mİ?

Doğum sonrası kan şekerleri düzeyi doğrudan anneyi etkiler. Anne bebeğini rahatlıkla emzirebilir. Anne diyabetik ise kullandığı şeker düşürücü ilaçların süte geçip geçmediği ve olumsuz bir durum yaratıp yaratmadığı ile  ilgili yeterli veri olmadığı için  tedavi olarak sadece insulin kullanabilir.İnsulin gebeler ve emziren annelerde güvenlidir.

   


Uzm. Dr. Funda Orakdöğen diyabet hastalığının tanısının nasıl konulduğu hakkında bilgi verdi.
Şeker hastaları nasıl beslenmeli? İç Hastalıkları Uzm. Dr. Funda Orakdöğen anlattı
Şeker hastaları nasıl beslenmeli? İç Hastalıkları Uzm. Dr. Funda Orakdöğen anlattı
Uzm. Dr. Funda Orakdöğen diyabet hastalarının nasıl beslenmesi gerektiğiyle ilgili bilgi verdi.
Obezite yani şişmanlık günden güne artıyor. Dr. Funda Orakdöğen önemli bilgiler paylaşıyor. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi UzmDrFundaORAKDÖĞEN
Mevsimsel geçiş dönemleriyle birlikte ani değişen sıcaklıklar vücudun daha kırılgan olmasına neden oluyor. Vücudun ısısını korumak için bu dönemlerde kat kat giyinmek gerekiyor. Değişen havaya karşı yapılması gerekenleri anlatan İç Hastalıkları Uzmanı Doktor Funda Orakdöğen, bu dönemde sağlıklı beslenmenin önemini vurguladı.
Dr. Funda Orakdöğen | İç Hastalıkları Uzmanı İstanbul / Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi UzmDrFundaORAKDÖĞEN
Üyelik

Tıbbi İçerik Yazarı

Hekim.Net Puanları

Başlangıç

Toplam puan: 163.0

Bir sonraki seviye için 38.1 puan kaldı
Bilgi
Kuruluş Adı:
Uzm. Dr. Funda Orakdöğen-Dahiliye-İç Hastalıkları-istanbul
Doktor Adı:
Funda Orakdöğen
Telefon Numaraları:
+902165771600
Sokak ve bina adresi:
IŞIKLAR CADDESİ 35/A
Mahalle:
KÜÇÜKBAKKALKÖY
Kurum / Kuruluşun Bulunduğu Kent:
İstanbul
Uzmanlık ve İlgi Alanları:

Diyabet ,Hipertansiyon, Yağlı Karaciğer, İnsulin Direnci ve Metabolik Sendrom, Kardiovasküler Risk Faktörlerinin Yönetimi ,Tiroid Hastalıkları , Geriatrik Hastalıklar ,Beslenme Sorunları ,Malnütrisyon ,Sindirim Sistemi Rahatsızlıkları ,Sağlıklı Yaşam Koçluğu 

Harita
Benim Videolarım

Hekim.Net

Close

Hekim.Net

Close