·   · 32 Makale / Blog
  •  · 63 arkadaş
Harita
Bilgi
Kategori:
Oluşturuldu:
Güncellenmiş:

Türkçe'deki "can" ve "eş" sözcüklerinin birbiri ile ilişkileri ve etimolojik evrimi hakkında

Mart 29, 2015 - Priştina

Türkçe Ural-Altay dil ailesinin bir üyesidir.

Altay dil ailesi aşağıdaki dilleri içerir:
Türkçe (Türkiye, Kırgız, Uygur, Azerbaycan, Kazak, Türkmen, Tatar, Ozbek vb lehçeler)

Moğolca,

Tunguzca

Korece

japonca (tartışmalı)


Bunlardan Türkler, Moğollar ve bir kısım Tunguzlar Gök Tanrı dini adlı ortak bir tarihi şamanik inanca sahiplerdi.(3)
Bu şamanik inanca göre herbir canlı ve canlıların bulunduğu göl, dağ gibi mekanlar "can" (tin) denen ruhlara sahiptiler. Tin bir bedene yaşam veren ruhtu. Tüm canlılar insanlar, hayvanlar, bitkiler tümü aynı tür cana sahipti ve aslında sadece canların bulundukları bedenler farklıydı. Bu inanca göre göller, denizler, dağlar dereler de diğer canlılar gibi can sahibiydiler. (3) Eski Türkçe'de can kelimesinin karşılığı "tin" veya "tın"dır. (1,2)

Bir insan veya hayvan hatta bir bitki öldüğünde hala güncel Türkçe'de kullanılmakta olan "canı çıktı" deyimi ,  canı bedenlere girip ölümle de çıkabilen bir metafizik öge şeklinde anlatıyor.

Güncel Türkçe'de kişiler sevdiklerini "can" diye  çağırırlar, bu çağrı karşıdakinin bedenine değil canla tanımlanan ruhsal tarafınadır (tinine) ve sadece insanlar arasında da değildir hayvanlara bitkilere de yapılabilir.

Modern Türk kültüründe de yer alan doğayı koruma geleneğinin Tengrizimdeki tin. "can" yaklaşımı ile ilişkili olduğunu düşünüyorum. Kollektif bilinçaltında canlar arasındaki eşitlik, kardeşlik ve bağlılık Türkçe'de canların korunması ile ilişkili deyimler şeklinde kendini göstermekte:


"can suyu": bir tohum veya fidan ilk dikildiğinde can gelmesi için dökülen su

" canı çıkmak" canın bedenden (insan, hayvan, bitki vb) ayrılarak ruhlar alemine gitmesi, beden için ölüm

"onun canı var" cinsiyet veya insan hayvan vb ayrımı yapılmaksızın "o"nun canı olduğunun dolayısı ile korunması gerektiğini belirten deyim,


Muhtemelen "canlar" arasındaki kadim çağlardan bu yana inançlar ve geleneklerle aktarılan eşitlik Ural-Altay dillerinde gramatik cinsiyet olmamasının sebebi olmuştur. Çünkü her varlık aslında bir candır.


Türkçedeki Eş Kelimesi


Tarihi örnekler:
Uygurca İyi ve Kötü Prens Öyküsü, MS 1000 civarı]
oğlum téginke éş boluŋlar [oğlum prense arkadaş olsunlar]


[ Meninski, Thesaurus, 1680]Eş itmek, eşlendürmek: tezvīc [evlendirmek], çiftlemek.

[ Ahmet Vefik Paşa, Lugat-ı Osmani, 1876]
eşleşmek (...) eşsiz
(Kaynak Nişanyan Çağdaş Türkçe'nin Etimolojisi)

Eş evlilikteki tarafları, oyunda aynı tarafta olan arkadaşları, birbirini tamamlayan/uyan/aynı olan iki parçayı tanımlar.

Aynı zamanda birbirine çok yakın iki arkadaşı da anlatır. Bu yakınlık ana rahmindeki bebekle eşi (placenta) arasındaki  arkadaşlık ve birbirini tamamlama ilişkisiyle de ayrı bir  şekilde önümüze çıkar.

Etimolojik olarak "eşit" kelimesi "eş" sözcüğünden gelişerek daha sonraki bir zamanda türemiştir.
Bu bize Türk geleneğinde ruhlar aleminde canlar (tinler) arası eşitlik ilişkisinin, canın bedene girdiği dönemde bebeğin plasentası (eşi) ile olan ilişkisine, evlilikte "eşler"in birbirleriyle olan ilişkisine ve nihayet dilin gelişmesinde eşitlik kavramına temel oluşturduğunu göstermektedir.


Türkçe'deki eşitlik kavramı birbiri ile eşit ve birbirinin arkadaşı iki canın , birbirine karşı olan dengesini temel almıştır. Bu sebepten karı koca yerine eş/eşim Anadolu'nun Türk kültürünü koruyan kesimlerinde halen kullanılmaktadır.

Yani,
"Karım" yerine eşim,
"Kocam" yerine eşim,
Her iki durumda da eşim kelimesi benim dengim bana plasenta kadar yakın olan arkadaşım anlamlarını  da içermektedir.





Kaynaklar

1. TDK Büyük Türkçe Sözlük
2.Nişanyan Çağdaş Türkçe'nin Etimolojisi
3.Jean Paul Roux "Türklerin ve Moğolların eski dini"

Yukarıdaki metin sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve yazarın aktardığı görüşleri içermektedir, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Hekim.Net

Close