TÜRKİYE HASTANESİ

  • 1640

Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Genital Dermatolojik Hastalıklar 

TÜRKİYE HASTANESİ değişen bir profil kapak fotoğrafı

VIN NEDİR KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN), vulvanın premalign yani kanseröncüsü, habercisi  dediğimiz lezyonlardır. Son yıllarda özellikle kadınlarda 40’lı yaşlarda giderek artan bir sıklıkta görülmektedir. Klasik vulvar intraepitelyal neoplazi sınıflaması VIN 1-2-3 şeklinde 3 dereceli bir sınıflamadır. VIN1,  HPV virusu ile gelişir ve genellikle sağlıklı vucut tarafından iyileştirilir. Bu nedenle sınıflamaya yüksek riskli olan VIN 2 ve 3 alınır. Bunlar Olağan tip-VIN  ve Farklılaşmış-VIN . O-VIN, kanserojenik HPV ile siğil benzeri enfeksyonların geçirilmesi, sigara kullanımı, vucut savunma sisteminde zayıflamasına, yetmezliğe sebep olan hastalık, kötü yaşam koşulları, kötü beslenme gibi risk faktörleri ile ilişkilidir. F-VIN ise, özellikle liken skleroz gibi cinsel organ bölgesindeki deri hastalıklarla ilişkilidir. O-VIN tip özellikle 30-40 yaş arası genç hastalarda görülür iken F -VIN daha çok 50 yaş üzeri kadınlarda görülür. 

 VIN TANISI NASIL KONULUR?

Vulvar neoplaziler için standart bir tarama testi ne yazık ki henüz mevcut değildir. Günümüzde tanı ancak görsel değerlendirme ile sınırlıdır. Bu nedenle dış cindel organ derisinde  görülen anormal görünümlü kabarıklık veya renk değişimi  dikkatle değerlendirilmeli gerekli görülüyorsa mutlaka biyopsi alınmalı, patolojik inceleme yapılmalıdır. Ayrıca vulvanın bazı lezyonlarında %3-5’lik asetik asit uygulanması ve ardından kolposkopi cihazıyla değerlendirilmesi de daha detaylı incelenmesinde yararlı olabilmektedir. 

VIN GELİŞİMİ ÖNLENEBİLİR Mİ?

VIN ile HPV arasında ilişki olduğu yapılan pek çok çalışmada gösterilmiştir. Bu nedenle HPV 6, 11, 16 ve 18 tiplerine etkili olan HPV aşısı ileO-VIN gelişimi riskinin azaltılabileceği bildirilmiştir. Ayrıca sigara kullanımının da yüksek oranda özellikle gençlerde gördüğümüz olağan tip O-VIN ile ilişkili olduğu gösterildiği için risk grupları sigarayı bırakmalı, sağlıklı beslenmelidir. İleri yaşta gördüğümüz D-VIN ile deri hastalıkları  arasındaki ilişki nedeniyle uzun süreli kaşıntılı genital cilt hastalıklarının tedavi edilmesi ile de VIN ve kanser riskinde azalma sağlanabilir

VIN TEDAVİ SEÇENEĞİ NELERDİR?

VIN tanısı alan tüm hastalari mutlaka tedavİ edilmelidir. Tedavi yaklaşımları medikal, lazer ablasyon ya da cerrahi olabilir

A-Medikal Tedavi: Topikal imiquimod tedavisinin VIN tanılı hastalarda %5 oranında etkilidir. Yapılan çeşitli çalışmalarda lezyon bölgesine 12-20 hafta boyunca haftada 3 kez topikal uygulama önerilmektedir Bazı çalışmalarda topikal 5-fl orourasil, interferon gama, bleomisin ve Sidofovir kremlerinin etkili olabileceği gösterilmişse de yan etkileri nedeniyle bu ilaçların kullanımından vazgeçilmiştir. Topikal ilaç tedavilerinden başka fotodinamik tedavi yaklaşımı da mevcuttur. Uyarıcı olarak lazer eşliğinde yukarıdaki ilaçların birlikte kullanılımı ile etkinlikleri arttırılmaya çalışılır. Ancak bu tedavi için özel ekipmanlar ve kullanımı için eğitim gerekmektedir.

B-Cerrahi Tedavi: VIN için primer tedavi cerrahidir. Basit vulvektomi sonrası 5 yıllık sağkalım oranı % 100 olarak saptanmıştır.Cerrahi tedavide amaç vulvanın anatomik ve işlevsel bütünlüğünü mümkün olduğunca koruyarak tüm VIN saptanan lezyon ya da lezyonları çıkarmaktır. Yapılacak cerrahinin şekli lezyonların yaygınlığına ve cerrahın deneyimine bağlı olarak değişmektedir. Klinik ve patolojik bulguları invaziv kanseri düşündüren olgularda öncelikle geniş lokal eksizyon seçilebilir. Vulvar derinin tümüyle çıkarıldığı ‘skinning’ vulvektomi özellikle birden fazla lezyonu olanlarda ve immun yetmezlikli hastalarda yararlı olabilir. Cerrahi tedaviler sonrası hastaların %4 kadarında yineleme ve invaziv kanser geliştiği saptanmıştır En fazla yinelemenin görüldüğü yerler ise perianal bölge, presakral alan ve klitoristir.

C-Lazer Ablasyon: İnvaziv kanser düşünülmeyen olgularda lazer ile ablasyon tedavisi yararlı olabilmektedir ancak rekürrens riski cerrahi tedaviye göre daha yüksektir. Lazer ablasyon tedavisi ile tek veya çok sayıda lezyon tedavi edilebilmektedir. 

Sonuç olarak, VIN için herhangi bir tarama testi bulunmamaktadır. Tanı görsel değerlendirme ile sınırlı olduğu için saptanan tüm pigmente, şüpheli lezyonlardan biyopsi alınmalı ve patalojik inceleme yapılmalıdır. risk grubunda olan kadınlarda  HPV aşısının yapılması önerilir, VIN tanısı alan tüm hastalar tedavi edilmelidir. Kanser şüphesi varsa geniş lokal eksizyon yapılması, kanser şüphesi yoksa medikal tedavi veya lazer ablasyon denenebileceği belirtilmiştir  Ayrıca, VIN tanısı alan tüm hastalar için rekürrens ve vulvar karsinom gelişme olasılığı daima akılda tutulmalı ve 6-12 aylık aralıklarla mutlaka izlenmelidir

Tekrar Gönderi TÜRKİYE HASTANESİ nin video.

Hızlandırılmış bu video, sezaryen sırasında spiral takılmasın uygulamalı bir gösterimidir.
Videonun uzun versiyonunu aşağıdaki YouTube linkinden izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=lM0on_PVu5Y&t

Hızlandırılmış bu video, sezaryen sırasında spiral takılmasın uygulamalı bir gösterimidir.
Videonun uzun versiyonunu aşağıdaki YouTube linkinden izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=lM0on_PVu5Y&t

İdrar kaçırmak, kadınlarda oldukça yaygın görülen şikayetler arasında yer almaktadır. Menopoz öncesi kadınlarda %25 oranında görülürken menopoz sonrası bu oran%40-60 lara çıkmaktadır. Bu durum, kadınlarda sosyal, psikolojik, hijyenik, duygusal, ekonomik ve cinsel sorunlar yaratmaktadır. 

İdrar kaçırmanın farklı türleri ve sebepleri olsa da yaygın karşılaşılan iki sebebi vardır. En sık görülen stres inkontinans tipi, gülerken öksürürken merdiven çıkarken veya bir yük kaldırdığında karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkan idrar kaçırmadır. Diğer urge (acil) inkontinans tipi, ani idrar hissinin gelmesi ve tuvalete yetişemeyip kaçırılan idrar kaçırmadır. Bu iki durum ayrı ayrı olabildiği gibi birlikte de olabilir.

 İdrar kaçırma şikayetinin tedavisi, inkontinansın tipine göre farklılıklar gösterir.Orta ve ağır tip stres inkontinanın tedavisi cerrahidir. Cerrahi tedavide prensip, anatomik yeri bozulan üretra ve mesanenin, karından veya vajinal yoldan yapılan kesiler ile eski yerine asılmasıdır.

 Urge inkontinans ise cerrahiden fayda görmez, topikal ve sistemik ilaçlar ile tedavi edilir. Hafif ve orta şiddette stres üriner inkontinans ve bu ikisinin birlikte olduğu mix tip idrar kaçırma tedavisinde cerrahiye alternatif olarak Er:Yag Laser (Erbium Smooth Laser) yeni bir tedavi alternatifi olarak yerini almıştır. 

Laser teknolojisinin tedavide iyleştirici etkisi, oluşturduğu fototermal etki ile dokuları uyararak preüretral alan ve  vajinal duvarda kalınlığı arttırarak gerçekleştirir. Lazerin oluşturduğu fototermal etki,

1. Yeni kollajen yapımını ve mevcut kollajenin yenilenmesini sağlar.

2. Elastin fibrillerin kasılmasını sağlayarak hasarlı bölge yeniden yapılanır. 

Bu etkilerin sonucunda üretranın alt kısmı ve idrar torbasına desdek veren dokularda ortaya çıkan sıkılaşma ve kalınlaşma idrarın daha iyi kontrolunu ve uzun vadeli idrar tutabilme yeteneğini arttırır, şikayetler ise azalır. Kadınlarda Laser ile idrar kaçırma tedavisi, 4-6 hafta aralıklar ile yapılır. Yaklaşık 20 dakika sürer ve ağrısız bir işlemdir. En az 4 seans önerilir. 

Hasarlanmış ve yapımı azalmış kollajen liflerinin yeniden üretimini arttırmak için kullandığımız Smooth laser teknolojisinin etkinliğini arttırmak ve daha uzun süreli kollajen üretimi sağlamak için (işlem sonrası 3 ay devam eden üretim)  PRP adını verdiğimiz işlem ilave edilir. 

 Trombositler (plateletler), vucudumuzda hasar gören dokuların onarımı ve eski doğal hallerine dönmelerini sağlayan 'büyüme faktörlerini' yapısında barındıran kan bileşenleridir. PRP, kişiden alınan az miktardaki kanın özel bir tüpe konularak santrifüj işlemi yapıldıktan sonra bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen az miktardaki ''platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma''nın ( PRP) yine aynı kişiye enjeksyon yolu ile verilmesi işleminin adıdır. 

PRP, kadın ve erkek genital bölgelerine farklı amaçlar için kullanılır. Genital bölgeye uygulanan PRP, krem şeklinde uygulanan lokal analjezi sonrası çok ince uçlu iğneler kullanılarak 1cm aralar ile cinsel organ bölgesine enjekte edilerek yapılır. 

Genital bölgede PRP kullanımı üç farklı şekilde gerçekleşir:

a) P-SHOT PRP: Erkeklerde cinsel fonksyon bozukluklarında penis içine uygulnan prp yöntemidir.

b) G-SHOT PRP: Kadınlarda cinsel fonksyon bozukluklarında klitoris ve G noktasına yapılan prp işlemidir. 

c) O-SHOT PRP: Kadınlarda cinsel fonksyon bozukluklarında ve idrar kaçırma şikayetinde vajen ön duvara, idrar torbası ve üretranın hemen altına uygulanan prp işlemidir.     Laser ile kombine işlem olarak yapıldığında tedavinin etkinliği arttırılır. 

Cerrahi tedaviyi istemeyen idrar kaçırma şikayeti olan hastalar,  ER:Yag Smooth Laser ve O-Shot kombine tedavisini alternatif bir tedavi seçeneği olarak tercih edebilirler.  


    

 Vulvodini veya vulvar ağrı nedir?

'Vulva' Latince kadın dış genital (cinsel) organının tümüne verilen isimdir. "Odiynia" ise ağrı demektir. Vulvodini, binlerce kadın için olduğu kadar eşi ve yakın çevresi için de son derece can sıkıcı ve yaşamdan bezdiren bir sorundur. Aynı zamanda tanısı sıklıkla atlanması ve tedavisinin zor olması nedeni ile de sağlık kurumlarına karşı güveni sarsan ciddi bir sağlık problemidir. Vulvodini şikayetleri, kadın dış genital organın tamamı olan Vulvada veya lokalize bölge olan Vestibulum olarak tanımlanan hazne (vajina) girişinde görülür. Hissedilen şiddetli ağrı, yanma, batma, acı ve zonklama kadınların günlük yaşantısını ve ilişkide ağrı nedeni ile cinsel hayatını çok olumsuz etkiler. Bu hastalar tipik olarak yıllardır aynı şikayetle pek çok doktora muayne olmuş ve bir türlü tanı konulmamıştır. Çocuklarda çok nadir olup 80 yaş üstünde de görülebilir. Sıklıkla 20-50 yaş arası görülür.

VULVODİNİN OLUŞMASINA SEBEP OLAN FAKTÖRLER NELERDİR?

Vulvodini bulunan kadınların çoğunda kadınların leğen kemiklerini saran ve pelvik taban olarak adlandırdığımız bu bölgenin kaslarının, kasılma düzeninde değişiklikler tespit edilmiştir. Bu hastalardaki anormal duyusal hassasiyet artışına, kol ve bacak duyarlılık artışının da eşlik ettiği tespit edilmiştir.

Bazı çalışmalarda kronik kandidiazis, herpes simpleks, HPV enfeksyonları, kontakt dermatit, irritan maddeler veya vulvar travmanın vulvodiniye neden olduğu ifade edilmiştir. Vulvodini olan kadınların birinci derece akrabalarında da vulvar rahatsızlık görülme insidansı arttığından genetik yatkınlık olabileceği de düşünülmüştür.


VULVODİNİ VE DİĞER VULVADA ORTAYA ÇIKAN AĞRI ÇEŞİTLERİ NASIL SINIFLANDIRILIR?

Spesifik bozuklukları dört gruba ayırabiliriz:

1. Enfeksyon kaynaklı (kandida, herpes)

2. Deri hastalıkları ( liken planus, büllöz hastalıklar)

3. Kanserler (paget hastalığı, skuamoz hücreli kanser)

4. Nörolojik (spinal sinir kompresyonu, herpes nevralji)


LOKALİZE VULVAR AĞRI (VESTİBULODİNİ): Vestibul bölgesine dokunma veya cinsel ilişki sırasında basınç uygulanması ile hassasiyet oluşur ve vulvada değişik derecelerde kızarıklıklar görülür. Vestibulodinili hastalar genelde vulvaya bası olmadığı dönemlerde rahattırlar.

YAYGIN VULVAR AĞRI: Vestibulodini aksine semptomlar devamlı olarak hastayı rahatsız eder, daha geniş bir alanda ağrı vardır. Vulvada yaygın yanma, batma, ve kaşıntı duyusu vardır. Ağrı artıp azabilabilir ama kaybolamaz.

Lokalize, sınırlı şikayetler, zamanla ilerleyerek daha yaygın ve sürekli olan vulvodiniye dönüşebilir.


VULVODİNİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

 AĞRI

 YANMA

 KAŞINTI

 SIZLAMA

 ZONKLAMA

 CİNSEL İLİŞKİDE AĞRI

En az 3 ay süren sabit ya da aralıklı ağrı, vulvodini olarak tanımlanır. Ağrının iki karakteri vardır: Basınç ve uyarı ile artan ağrı veya basınç ve uyarı olmaksızın olan ağrı.

VOLVODİNİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Vulvodini veya vulvar vestibulitis için kabul edilmiş tek tip tedavi yaklaşımı bulunmamaktadır. Tedavi hastaların bir kısmında sadece geçici veya kısmi rahatlama sağlarken bazı hastalarda %100 başarı elde edilebilmektedir. Tedavilere yanıt çok değişken olup birçok tedavi hâlâ deneyseldir. Oral, topikal ve bazı girişimsel tedavi seçenekleri, hastanın ihtiyacına göre kombine edilerek ağrılı tablo tedavi edilir. Hastanın takiplerdeki uyumu, tedavi şansını da arttıracaktır.

a) Öncelikli olarak 'Yaşam Tarzı Değişikleri' ağrıyı azaltmaya yardımcı olacaktır. 

Sabun, parüm, deodorant içeren tüm irritanlardan uzak durmalı.

Adet dönemi pedler irritasyon yapıyorsa pamuklu pet kullanılmalı.

Sadece saf pamuklu iç çamaşır giyilmeli.

Bisiklet binme, uzun süre oturmak gibi vulvaya basınç uygulayıcı aktivitelerden uzak durmalı.

Yüksek miktarda oksalat içeren besinlerden uzak durmalı: Çikolata, çilek, fasulye, pancar, kereviz, domates suyu, bira, çay, buğday kepeği, biber.

Kalsyum sitrat ve c vitamin takviyesi.

b) Tıbbi tedaviler

TOPİKAL TEDAVİ: Bu bölgedeki sinir uçlarının ağrı yanma ve kaşıntı duyusunu baskılayan lidokain, kortikosteroid, östrojen veya nitrogliserin içeren kremler kullanılabilir.

LEZYON İÇİ ENJEKSYONLAR: Çeşitli ilaç kombinasyonlarında intralezyoner enjeksyonlar topikal tedavilere göre daha etkili bulunmuştur. Bunlar steroid, lidokain, bupivakain kombinasyonları ayda bir 3-4 uygulama yapılması hastayı rahatlatır.

İnterferon alfa enjeksyonları, mast hücreleri inhibe ederek enflamasyonu baskılayarak etki eder.

Botilinium toksini, yakın zamanda tedavi seçenekleri arasına girmiştir. Pelvik kaslarda paralizi yaparak etki eder.

ORAL TEDAVİLER: Vulvodini yaygın tipte ise trisiklikantidepresan (TCA), duloxetin direkt başlanır. Vestibulodini tedavisinde ise 3-6ay lokal tedavilere cevap vermeyen hastalarda ilave edilir. İlaç gece kullanılır. Haftada bir doz arttırılarak maksimum doza ulaşılır. Tam rahatlama 4 hafta sonra başlar.

Epilepsi tedavilerinde kullanılan ve aynı zamanda noropatik ağrılar üzerinde etkili olan gabapentin, pregabaldin de vulvodini tedavisinde kullanılır. Etki mekanızması tam açıklanamamıştır. Çoğu hastada yan etki oluşmaz. Ancak yürüme denge problemleri ve bilişsel bozukluklar olabilir. Oral tedavilerin 3-6ay kullanımı önerilir.

BİOFİDBACK VE FİZYOTERAPİ: Her iki tedavi yönteminde de amaç vulvodinili hastalarda istirahat halinde mevcut olan tonus artışını gidermektir, bozulmuş pelvik taban kaslarının uyumlu çalışmasını sağlamaktır. Yapılacak bu tedaviler sayesinde sadece istirahat halindeki tonus artışı giderilmez aynı zamanda kasların hasta tarafından uyumlu bir şekilde kullanımı ve gerektiği zamanda yeterli kas gücünün elde edilmesi sağlanır. Uygulama sıklığı ve süresi kişiden kişiye farklılık gösterir.

Spinal kord stimülasyonu özellikle refraktör nöropatik ağrıların giderilmesinde yeni ve etkili bir tedavi yöntemidir. Spinal korda elektriksel stimülasyon verilerek büyük sinir demetlerinden ağrı impulslarının küçük duyusal liflere geçişi önlenir.

c) CERRAHİ TEDAVİ

Cerrahi tedavi, konservatif tedaviye yanıt alınamayan olgularda düşünülmelidir. Vulvar vestibulektomi, aylar ya da yıllarca devam etmekteyse ve 6 aylık konservatif tedaviye yanıt alınamadıysa, hastalarda cerrahi operasyonun en iyi terapötik sonucu verdiği görülmektedir. Cerrahi yaklaşımda, lokal eksizyon, vestibülektomi, perineoplasti (total vestibülektomi) ve vestibüloplasti şeklinde değişik yöntemler uygulanmaktadır.

Cerrahi öncesi levator ani spazmı olan hastalar dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Vulvodini olan hastaların %50-60’ında görülmektedir. Levatör ani spazmı olan hastalarda cerrahinin faydası çok azdır. Vajinal dilatatörlerin bu konuda daha faydalıdır.

Cerrahi tedavi, yaygın vulvodinide uygulanmaz. Cerrahi, uygulanan hastaların %60-100 ünde ağrı gidermede başarılı olmaktadır, %10 hastada ise hiç azalma olmadığı gibi bazen de belirtilerde şiddetlenme olduğu ifade edilmiştir. Vulvar ağrı ile başedemeyen, uzun süreli, şiddetli, lokal oral tedavilere cevap vermeyen vulvodinisi olan kadınlar için cerrahi, en son tedavi seçeneğidir. 

d) LASER ABLASYON

Lazer ile yapılan bazı ablasyonlarla vulvodininin düzeldiği tanımlanmıştır. Bu tedavi etkisini vulvodinili hastalarda vulvar bölgede oluşan damar ve sinir yoğunluğundaki artışı gidererek, azaltarak sağlar.

Vulvar ağrı ve yanmayı arttıracağı için kriyoterapi, elektrokoterizasyon, trikloroasetik veya biklorasetik asit tedavilerinden kaçınılmalıdır.




 Pruritus Vulva nedir?

       Pruritus vulva, halk arasında rahim kaşıntısı, vajinal kaşıntı, genital kaşıntı şeklinde de ifade edilebilen kadınlarda dış cinsel organ olan vulvada, döngüsel olarak ortaya çıkan şiddetli kaşınma hissi ve buna bağlı kaşıma ataklarını tanımlar. 

  Vulva bölgesinde oluşan kaşıntının en sık sebepleri nelerdir?

       a) Enfeksyonlar

           mantar, trikomonas, gardnerella , kılkurdu, uyuz, bit

       b) Dermatit ve Dermatozlar

                     Atopik dermatit,seboreik dermatit, sedef hastalığı, lichen planus, lichen simplex, chronicus, lichen sclerosis, kontakt dermatit                                

       c) Squamoz hücre hiperplazisi  (hipertrofik distrofi)

       d) İntraepitelyal  (kanser öncüsü) lezyonlar: Vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN), Paget hastalığı

       e) Vulva kanseri

       f) Fox-Fordyce hastalığı, siringoma 


 Vulvar kaşıntıya sebep olan etken tanısı nasıl konur?

        a) Kaşıntının sebebini bulmada en önemli tanı yöntemi inspeksyon dediğimiz klinik muaynedir. Yani göz ile yaptığımız muayenedir. Genellikle de tanıda yeterli olur, eğer klinik muayne tanı için tek başına yetersiz olursa  yardımcı yöntemlere müracaat ederiz.

        b) Vajinal (hazneden) ve servikal (rahim ağızından) kültür alınır.Rutin bakteri kültürü bu hastalarımızda yaralı değildir ancak özellikle dirençli ve tekrarlayan   mantar enfeksyonlarında tanı ve tedaviyi belirlememizde faydalı olur. 

        c) Vulva biyopsisi: Vulva kanserinin ilk bazende tek belirtisinin kaşıntı olduğu untulmamalıdır. Nedeni kesin olarak saptanamayan tüm kaşıntılarda veya hekiminizin kanser öncüsü ve kanser olduğunu düşündüğü tüm şüpheli durumlarda tek tanı yöntemi olduğu için mutlaka  biyopsi almalıdır. Biyopsi lokal analjezi sonrası 3-4mm lik punch biyopsi aletleri ile yapılan kısa süreli ve basit bir işlemdir.  

        d) Vulvoskopi: Displazi düşündüğümüz durumlarda biyopsi alınacak en uygun alanın tespitinde işe yarayan büyüteç mekanizmalı kolposkopi cihazı eşliğinde yapılan vulva biyopsi işlemidir. Şüpheli alana %3-5 asetik asit uygulanır, 5- 6 dakika beklendikten sonra belirgenleşen hiperkeratozik ve hiperplazik alandan biyopsi alınır. 

        e) Gerekli durumlarda kan testleri ve dışkıda kıl kurdu testi istenir.


  Vulva kaşıntısında tedavi nasıl yapılır?

          Vulva kaşıntısında etkin tedavi için, önce doğru tanı şarttır. Tedavi, klinik muayne, lab sonuçları ve gerekli görülürse vulva deri biyopsisi sonuçlarına göre planlanır. 

          a) Medikal tedavi: Mevcut enfeksyon için antimikrobial ilaçlar; dermatit ve dermatozlara yönelik kaşıntı giderici antihistaminikler, lokal veya  sistemik kortizon, immunmodilator, immunsuprese bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlar yakın takip ile verilmesini içerir. Hastalar ilaç tedavisini düzenli kullanmalı ve mutlaka planlanan kontrol muaynelere nüksleri önlemek için, kaşıntısı geçse bile gitmelidir. 

          b) Cerrahi tedavi: Vulva kaşıntısında cerrahi tedaviye biyopsi sonucuna göre karar verilir. Biyopsi ile  kanser öncüsü lezyonlar olan hiperplastik vulvar distrofi, vulva intraepitelyal lezyonları (VIN), meme dışı Paget hastalıklarından biri tespit edilirse, lezyonun kendisi ile sınırlı küçük cerrahi müdahaleler yapılır. Vulva deri biyopsisinde vulva kanseri tanısı konulduğunda ise  vulvektomi şeklinde geniş cerrahi eksizyon (kesip çıkarma) uygulanır. Vulva kanserlerinde cerrahi tedavi sonrası da nüks görülme ihtimali yüksek olduğu için, kontrol muayneler ihmal edilmemelidir. 


 Vulvar kaşıntıyı önlemek için alınabilecek basit önlemler var mıdır?

         Kadının sosyal yaşantısını olumsuz olarak etkileyen, yaşam kalitesini bozan vulvar kaşıntı ciddiye alınması gereken bir semptomdur (şikayettir). Bir takım pratik önlemler kaşıntı şiddetini azaltabilir, bu önlemler şunlardır.

           - saf pamuklu iç çamaşırı kullanmak

           - korse, tayt gibi sıkı ürünler kullanmayın.

           - nötral sabun kullanılmalı ama genital bölgeyi çok sık yakamamalı, tüy dökücü krem kullanılmamalı.

           - parfümlü tuvalet malzemesi kullanmayıp,bu bölgeye sprey yada parfüm sıkmamalı, günlük ped kullanımını kısıtlamalı.

           - kayganlaştırıcı jel, krem kullanmayın

           - yatarken mümkünse iç çamaşırı giyinmeyin 

           - yıkandıktan sonra bu bölgeyi iyice kurulayın nemli kalmasın.

           - iç çamaşırlarınızı hipoallerjik deterjan ile yıkayıp iki kere durulayın. 

         

    

           


TÜRKİYE HASTANESİ değişen bir profil resmi
... veya buraya git: 2019
Üyelik
Tıbbi İçerik Yazarı
Bilgi
Kuruluş Adı:
TÜRKİYE HASTANESİ
Doktor Adı:
Op.Dr. MEHTAP KARAASLAN
Telefon Numaraları:
0212 314 1212
Sokak ve bina adresi:
Darülaceze caddesi no 14/1
Mahalle:
Merkez mah / Şişli
Kurum / Kuruluşun Bulunduğu Kent:
İstanbul
Harita
Tıbbi Makaleler
Albümlerim

Özel

Giriş yapmamıs kullanıcılar 'Albümü Gör' eylemini kullanamazlar.

Hekim.Net

Close