Op. Dr. Nizam KURTDERE-Genel Cerrahi-Şişli-İstanbul

  • 1118

Genel Cerrahi-Medikal Estetik-Proktoloji 

Ben, Siğil, Nasır, Lipom (Yağ bezesi) gibi lezyonların iz bırakmayan yöntemlerle tedavisi... 

Hemoroid, Kıl dönmesi, Anal fissür (Makat çatlağı) gibi ameliyatla tedavi edilen hastaların ameliyatsız ya da ayakta uygulanan girişimsel tedavisi... 

Bilindiği gibi makat çatlağı anal kanalda dıştan içe uzanan 1-1.5 santimetrelik bir yaradan ibarettir. Çok ağrı yaptığı için makat kaslarının kasılmasına ve anal kanal basıncının çok yükselmesine sebep olur. Anal kanal basıncının çok yüksek olması buradaki kan akışını engeller ve dolaşım bozulunca yara iyileşmesi durur. Yara iyileşmesinin sağlanması için kasılmış olan kaslar gevşetilir,  böylece anal kanal basıncı düşürülerek kan dolaşımı sağlanır ve makat çatlağı yarası iyileşir. Bu amaçla 3 tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

İlaçlarla Anal Fissür Tedavisi

Kas gevşetici krem ve haplarla tedavi denenebilir ancak bu tedavi erken evre ilk 3 haftalık akut anal fissürde uygulanır ve başarı şansı düşüktür. 3 haftayı geçen kronik anal fissürlerde başarısız bir tedavi yöntemidir.

Botox ile Anal Fissür Tedavisi

Makatta kasılmış olan kasın içine çok ince bir iğne ucu kullanılarak aşı şeklinde uygulanır. Bu uygulama ile kasılmış kas geçici süre ile felç edilir ve iyileşme sağlanır. Felç edilen kas 3 ay sonra yavaş yavaş çalışmaya başlar ve böylece anal bölgede her şey orijinal haline döner.  Başarı şansı % 80 nin üzerindedir. Botox ile tedavi kronik anal fissürde ilk tercih edilmesi gereken tedavi yöntemidir.

Ameliyat ile Anal Fissür Tedavisi (L.İ.S Ameliyatı)

Anal kanalda fissür nedeniyle kasılmış olan kas lokal veya genel anestezi altında cerrahi olarak kesilir, anal kanal basıncı düşer ve fissürün iyileşmesi sağlanır.   Ancak kesilen bu kasın tekrar onarılması mümkün değildir, yani makatta kalıcı hasar yaratılmış olur. Ameliyat riski ve sebep olabileceği komplikasyonlar nedeniyle tedavide ilk seçenek olarak uygulanmamalıdır. Ancak diğer yöntemlerle (ilaç, botox vs.) sonuç alınamayan hastalarda uygulanabilir. Tedavide başarı şansı yüksektir.

Anal fissür tedavisinde botox ve ameliyat ile tedavinin karşılaştırılması;

Ameliyat ile tedavide gerek ameliyatın, gerekse narkozun başlı başına bir riski vardır. Ameliyat sonrası yara iltihaplanması, abse, kanama ve hematom gibi komplikasyonlar görülebilir. Kasın kesildiği yerde oluşan boşluk nedeniyle makat girişinde anahtar deliği görünümü denen şekil bozukluğu olur. Çok hafif sıvı sızdırma yada gaz kaçırma görülebilir ve bu durum yaşam konforunu ciddi oranda bozabilir. Çok nadiren de olsa büyük abdest tutamama gibi ciddi komplikasyonlar görülmüştür. Ayrıca istirahat ve işgücü kaybına da sebep olur.

Botoks ile yapılan tedavilerde bugüne kadar ciddi bir risk teşkil edecek komplikasyon bildirilmemiştir. Kanama, hematom, abse, iltihap görülmez. Kas sağlam kalır ve şekil bozukluğu olmaz, birkaç dakikada uygulanır ve hasta uygulama sonrasında normal hayatına devam eder.

Ameliyat ile anal fissür tedavisinin yukarıda bahsedilen risk ve komplikasyonlar nedeniyle ancak botox tedavisi ile sonuç alınamayan hastalarda tercih edilmesi doğru bir yaklaşım olur.


Kıl dönmesi yani pilonidal sinüs hastalığı için günümüze kadar farklı birçok tedavi seçeneği geliştirilmiş ve geliştirilmektedir. Bunlardan bazıları ameliyatlı tedavilerken, bazıları ameliyatsız yöntemlerdir. 

Tedavi hastanın genel durumuna ve kıl dönmesinin boyutuna bağlı olarak belirlenmektedir.

Ameliyatsız olarak sinüsotomi tekniği kullanılmaktadır. Ameliyat olarak ise ; açık bırakma, primer kapatma, flap, karidakis ve mikro sinüsektomi gibi yöntemler kullanılmaktadır. 

Ameliyatsız Kıl Dönmesi Tedavisi

Sinüsotomi

Pilonidal sinüs genellikle cerrahi müdahale ile tedavi edilen bir hastalıktır. Hatta klasik ameliyatlarda oldukça geniş bir kesi yapılarak tedavi uygulanmaktaydı. Ancak Sinüsotomi tekniğinde işlem cerrahi kesi uygulanmadan kıl giriş delikleri genişletilerek uygulanır. 

Sinüsotomi tekniğinde kılların cilt altına girdiği delikler cerrahi insizyonla açılır. Bölgesel uyuşturma yapılarak kıl dönmesi delikleri radyofrekans cihazı yada pouch biopsy ile genişletilir. Bu sayede kesi uygulanmadan sinüs temizlenebilir. 

Genişletilen delikten içeri girilip sinüs içerisi spiral tel fırçalarla temizlenip sonrasında küret ile kazınır. Antibiyotik, antiseptik ve gümüş nitrat gibi maddeler lokal olarak uygulanabilir. 

Tedavi sonrasında dikiş atılmaz. Yara pansuman şeklinde kapatılır. Tedavi toplam 10-15 dakika da tamamlanabilir. 

Sinüsotomi Avantajları Nelerdir?

Ameliyat olmak istemeyenler için alternatif ve pratik bir seçenektir.

Kesi yapılmaması sayesinde hasta aynı gün sosyal hayatına dönebilir. 

Ayrıca kesi olmaması sayesinde rahatsız edici bir ize maruz kalınmaz.

Yara sinüsün büyüklüğüne göre 10-15 gün içerisinde iyileşir.

Tekrar etme riski azdır.

Tekrar etmesi halinde işlemin tekrar etmesi kolaydır. ( Doku kaybı yaşanmaması sayesinde)

Sinüsotomi Tedavisi Olanların Dikkat Etmesi Gerekenler

İşlem yapılan delikler kapatılmadığı için mutlaka kapalı pansuman tercih edilmelidir. Ayrıca sırttan ve enseden düşen kılların kuyruk sokumuna ulaşmaması sağlanmalıdır. Aksi halde kıllar delikten cilt altına geçer ve sorun tekrar eder.

Sinüsotomi Dezavantajları Nelerdir?

 İleri derecede olan kıl dönmelerinde sinüstomi tekniği uygulanamaz. 

Ameliyatlı Kıl Dönmesi Tedavileri

Kıl dönmesi için birçok farklı tedavi denenmiştir. Ameliyatlarında hepsinde amaç aynıdır. Sinüsün vücuttan çıkarılması Ameliyatlı tedaviler çağdaş ve klasik olmak üzere 2 grupta incelenmektedir.

Klasik tedavilerde kesi miktarının çok olması nedeniyle iyileşme süreci uzun ve yorucudur. Ancak alternatif olarak geliştirilen çağdaş tekniklerde kesi miktarı az olması sayesinde dezavantajların çoğu ortadan kalkmaktadır.

Açık Bırakma Ameliyatı

Klasik ameliyatlar içerisinde yer alan bir tedavidir. Sinüs eksizyonu olarak da anılır. Bu ameliyatta sinüs ve etrafındaki doku orta hattın sağ ve solundan 2 tane oval 10-15 cm uzunluğunda kesiler ile tamamen çıkarılır. Kesi miktarı oldukça büyük olmasından dolayı çok fazla sağlıklı doku kaybı yaşanır.

Sinüs kesi ile çıkarıldıktan sonra dikiş ile kapatılmaz. Onun yerine kendi kendine iyileşmesi için pansumanla kapatılarak açık bırakılır. Tedavi sonrasında ağrı fazladır. Ayrıca bir süre zorunlu yatış pozisyonunda yatmak gerekmektedir.

Yara iyileşene kadar sürekli temiz tutulması ve pansuman yapılması gerekmektedir. Bu büyüklükte bir yaranın kapanması ise yaklaşık 5 6 ay gibi bir süreyi kapsamaktadır. Yani tedavi sonrasında yaklaşık 6 ay kadar bir bakım ve iyileşme süreci bulunmaktadır.

Açık bırakma ameliyatı sonrasında 5-10 gün yatış gerekmektedir. Bu nedenle iş gücü kaybına neden olmaktadır. Ayrıca yaranın açık bırakılmasında dolayı bu süreçte enfeksiyon oluşma riski oldukça yüksektir. 

Primer Kapatma Ameliyatı

Mantık olarak açık bırakma ameliyatı ile aynıdır. Ancak uygulamada bazı farklar bulunmaktadır. Açık bırakma tekniğinde olduğu gibi sinüs çevresi genişçe kesilerek çıkarılır. Ancak açık bırakma tekniğinin aksine işlem sonrasında açılan kesi dikiş atılarak kapatılır. 

Aradan doku çıkarılıp diki atıldığı için bölgede gerginlik olur. Ve gerginlik şiddetli ağrıya neden olur. Dikişler 15-20 gün içerisinde iyileşebilir. Ancak genel olarak 1 ay yatak istirahati önerilir. 

Dikişler alındıktan sonra gerginlik devam eder. Gerginliğe bağlı olarak açılma ve açılmaya bağlı olarak enfeksiyon oluşabilir. Ayrıca tekrar etme riski diğer tedavilere göre daha yüksektir. (%15)

Flap Ameliyatı

Klasik ameliyatlardan birisi de flap ameliyatıdır. Flap ameliyatında primer kapatmadan farklı olarak gerginliğin önlenmesi için yanlardan sağlıklı kılsız doku getirilerek dikilir. 

Yarada gerginlik olmaması sayesinde iyileşme süreci daha kısadır. İyileşme yaklaşık 10-15 gün sürmektedir. 

İşlemin uygulanışına göre ameliyat farklı şekillerde isimlendirilir. En sık uygulanan flep ameliyatları Limberg flep ve Z-Plasti ameliyatlarıdır.

Limberg flep de; sinüs baklava şeklinde doku parçasıyla çıkarılmakta ve yan tarafından aynı şekilde cilt cilt altı parçası serbestleştirilerek (flep) çevrilip açıklık kapatılmaktadır.

Z-Plastide; sinüs oval şekilde doku parçasıyla birlikte çıkarılmakta ve üst ve alt uçtan 2 adet üçgen şeklinde cilt cilt altı dokusu serbestleştirilip (flep)  çevrilerek açıklık kapatılır, Z şeklinde bir kesi izi kalır. Bu ameliyatlarda tekrarlama %8-10 civarındadır.

Karidakis Ameliyatı 

Flap ameliyatına benzeyen ancak farklılıkları olan bir ameliyattır. Karidakis ameliyatında cilt kaydırma yapılmaktadır. 

Karidakis ameliyatında kesi orta hattan değil de bir miktar yan taraftan yapılmaktadır. Az kesilen tarafın cildi karşı tarafa doğru kaydırılıp o şekilde dikiş atılır. 

Flap ameliyatından daha kolay ve daha az iz bırakan bir tekniktir. İyileşme süreci klasik ameliyatlara nazaran daha kısadır. Ayrıca işlem sonrası ağrı da daha azdır. 

Microsinüsektomi Ameliyatı

Microsinüsektomi klasik ameliyatlara alternatif olarak geliştirilmiş kesi miktarı oldukça az olan çağdaş bir tedavi tekniğidir.Çağdaş tekniklerden biri olan bascomun geliştirilmiş halidir.

Amaç en az kesi ile kıl dönmesinin vücuttan çıkarılmasıdır. Bu sayede sağlıklı dokular zarar görmez, iyileşme süreci kısalır ve görsel açıdan istenmeyen sonuçlar oluşmaz. 

Mikrosinüsektomi ameliyatında 2*2 büyüklüğünde bir kesi yapılması yeterlidir. Lokal anestezi altında pratik bir şekilde uygulanabilir. Açılan kesi gizli ve emilebilir dikişlerle kapatılır. Bu sayede iz kalmaz. 

Kesinin az olması sayesinde işlem sonrasında ağrı oldukça hafiftir. Ayrıca pratik bir işlem olması sayesinde ameliyat sonrasında hasta yarım saat dinlendikten sonra gündelik hayatına dönebilmektedir. Bu sayede tedavi iş gücü kaybı olmadan tamamlanabilmektedir.

Klasik ameliyatlarda kesi miktarı çok olduğu için iş gücü kaybı fazladır. Ancak çağdaş ve ameliyatsız tekniklerde iş gücü kaybı yaşanmaz. Ayrıca klasik yöntemlerde çok fazla sağlıklı doku kaybı olmaktadır.




kıl dönmesi tedavisi nasıl yapılır?

İRC (Kızıl Ötesi Işık) nin en etkili olduğu hemoroid evresi 2.ci evre hemoroidlerdir. Söz konusu işlemde; Anal kanala anoskop ile girilerek 3-4 cm içerde tüm hemoroid memelerinin damar giriş çıkışlarının olduğu üst noktası 3 er atışla mühürlenir. Bu sayede damarlar koagüle olur, yara ortalama 3 haftada iyileşir. İşlem anal kanalın içinde 3-4 cm yukarıda olduğundan dışarıdan bir yara görülmez. Ayrıca işlemin uygulandığı yerde ağrı sinirleri olmadığından girişim esnasında ve sonrasında ciddi bir ağrı gelişmez. İyileşme sürecinde istirahat etme ihtiyacı yoktur.

 Sarkmış 3.cü evre hemoroidler için RBL (Lastikle Boğma Yöntemi ) tercih edilmelidir. Aynı hastada basur memelerinin bir kısmı 2.ci  diğerleri 3. cü evre olabilir. Kliniğimizde aynı seansta ikisini birlikte kullanıyoruz. 2.ci evre memeleri İRC, 3.cü evre memeleri RBL ile tedavi ederek daha iyi sonuç alıyoruz.

 

Yağ Bezesi (Lipom)

Cilt Altında Oluşan Şişlikler 

Cilt altında ortaya çıkan şişliklere sıklıkla rastlanmaktadır. Oluşan şişlikler genellikle iyi huylu olmasına rağmen insanlar için endişe vericidir. 

Cilt altı şişliklerinin oluşmasının pek çok farklı sebebi olabilir. Örneğin; İltihabi hastalıklar, iyi huylu tümör ya da kanser belirtisi olabilirler. 

Cilt altı şişlikleri en çok yağ bezesi (lipom) ya da yağ kisti (sebasea) ve lenf bezi şişlikleri ile ilişkilendirilmektedir. Kanser kaynaklı şişlikler daha az görülmektedir.  Lipomlar ve yağ kistleri ağrıya neden olmaz. Ancak iltihap ve apse kaynaklı şişlikler ciddi boyutlu ağrılara neden olabilir. Bu sayede kolaylıkla ayırt edilebilirler. 

Sonradan ortaya çıkan cilt altı lezyonlarının sebebi mutlaka araştırılmalıdır. Bu nedenle böyle bir durumla karşılaşılması halinde mutlaka uzman bir doktora başvurulması önerilmektedir. 

Bu yazımızda cilt altı şişliklerden lipom ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Ne olduğundan, nasıl ortaya çıktığından ve nasıl tedavi edilmesi gerektiğinden bahsedilecektir.

Lipom Yağ Bezesi Nedir?

Tıbbi olarak lipom diye anılan cilt altı şişlikleri halk arasında yağ bezesi olarak bilinmektedir. İyi huylu tümörler olarak da tanımlanabilir. Ancak nadir görülen ve kanserle ilişkilendirilen örnekleri de bulunmaktadır. 

İyi huylu olanlar lipom, kötü huylu kanserleşme riski olanlar ise liposarkom olarak sınıflandırılır. Yapılan araştırmalara göre görülen yağ bezelerinin yalnızca %0.5 kanserleşme eğilimindedir.  Kötü huylu olmalarına karşın ölümcül değillerdir. Liposarkomun vücuttan alınması ile kanserleşmenin önüne geçilebilir. 

Yağ bezeleri cilt altında konumlanan yumuşak dokulu hareket ettirilebilen şişliklerdir. Ağrıya neden olmazlar. Boyut olarak çeşitli boyutlarda olabilir. Kimi lipom nohut kadardır, kimisi ise portakal büyüklüğünde olabilir. Ayrıca bir veya birden fazla olacak şekilde de bulunabilirler. 

Neden Olur?

Yağ bezelerinin oluşma nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak uzmanlar tarafından genetik faktörlerin ve meydana gelen travmaların etkisi olduğu düşünülmektedir. Genetik faktörler ve lipomların görülme sıklığının araştırıldığı bir çalışmada genetik faktörlerinin etkisinin %2-3 gibi bir oranda etkilediği tespit edilmiştir. Aynı çalışmada obezite ve diabet hastalığı bulunan bireylerde lipomların gelişme riskinin daha fazla olduğu da tespit edilmiştir. 


Yağ Bezesi Nasıl Teşhis Edilir?

Hastalığın tanısı tecrübeli bir genel cerrahi uzmanı tarafından muayene ile konulabilir. Nadiren cilt altında bulunan kist sebasea, lenf bezi büyümesi ya da yumuşak doku tümörü ve kanserleri ile karışabilir. Yağ bezesi yumuşak elastik kıvamlı sıklıkla yuvarlak veya oval, kolaylıkla yerinden sağa sola oynatılabilen bir şişliktir. Şüpheli durumlarda Ultrasound, tomografi yada MR gibi tetkikler tanıda yardımcı olur. Gerekirse kitleden değişik yöntemlerle parça alınıp patolojik tetkik yapılarak kesin tanı konur.

Yağ Bezesi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Yağ bezelerinin oluşmasını engellemenin bir yolu yoktur. Ancak kolaylıkla tedavi edilebilirler. Zararsız lezyonlar olmasına rağmen büyümesinden kaynaklı rahatsızlıklara ya da estetik anlamda rahatsızlığa neden olabilir. Bu tür durumlarda cerrahi yolla kolaylıkla vücuttan çıkarılabilirler. 

Yağ bezelerinin tedavi edilmesi yani alınması şart değildir. Ancak alınmasının da herhangi bir zararı bulunmamaktadır. 

Tedavi geleneksel cerrahi yöntem uygulanarak yağ bezesinin tamamının çıkarılması ile sağlanır. Özellikle çok sayıda yağ bezesi olan hastaların tüm bezelerinin alınması gereksizdir. Belli bir büyüklüğü aşan, hayatın normal akışını ve fiziksel aktiviteyi etkileyen ya da estetik açıdan kötü bir görünüme sebep olan lipomlar alınmalıdır.

Lipomlar esnek olduğundan (yumuşak ve hareket ettirilebilir dokulardır) kendi ebatlarından daha küçük bir cerrahi kesi ile alınabilirler. Ayrıca cerrahi kesi cildin doğal çizgilerine paralel yapılıp ince prolen iplik kullanılarak cilt altı devamlı dikiş ile kapatılırsa minimum seviyede bir yara izi kalır. Cilt altı dikiş kullanılması sayesinde estetik anlamda tedavi sonrasında istenmeyen bir durumla karşılaşılmaz. Yara iyileşmesi alındığı bölgeye bağlı olarak yaklaşık bir hafta sürer.

Kanserleşme Riski Olan Lipomlar Nasıl Anlaşılır?

Cilt altı bezeler hızlı büyüyorsa, sınırları düzensiz ise bulunduğu yere yapışık hiç hereket ettirilemiyorsa boyutları 10-15 cm den büyükse alınıp patolojik tetkikinin yapılması şarttır. Kesin tanı ancak patolojik tetkik ile konabilir. Ultrasound, MR ve tomografi cerrahi öncesinde yol gösterici olabilir ancak kesin tanı konulmasını sağlamaz. Bu nedenle yukarıdaki bulgular söz konusu olduğunda mutlaka bir cerrahi uzmanına muayene olmalıdır  

Liposarkom nasıl tedavi edilir ?

Liposarkom bir yağ dokusu kanseridir, tedavisi hiç kalıntı kalmayacak şekilde cerrahi olarak tamamen alınmasıdır. Hayati organlara yakın oldugunda çok zor çıkarılır ve sıklıkla aynı yerde tekrarlar.

Referanslar

1 Zafar, R., & Wheeler, Y. (2019). Cancer, Liposarcoma. In StatPearls [Internet]. StatPearls Publishing. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK538265/

2 Kolb, L., & Rosario-Collazo, J. A. (2018). Lipoma.https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK507906/

#rektalmuayene

HEMOROİD (BASUR) MUAYENESİ NASIL YAPILIR?

Hemoroid, bir çok kişinin yaşam kalitesini düşürecek derece de etkili bir rahatsızlıktır.
Hassas bir bölgede meydana gelmesi dolayısı ile çekinme ve utanma duygusuyla muayene ve tedavisi genellikle erteleme yoluna gidilir. Gündelik yaşantınızda bile hastalığınızı ve buna bağlı meydana gelen şikayetlerinizi anlattığınız bir çok kişiden, aynı sıkıntıların kendinde de olduğunu duyabilirsiniz.

Hemoroid, bir an da ortaya çıkan bir hastalık değildir. Başlangıç ve ilerleme evreleri vardır. Makat bölgesinde meydana gelen belirtiler (kanama, şişlik, kaşıntı..) size hastalığınız hakkında ipucu verirken zamanla ilerleme gösterecektir. Her hastalık da olduğu gibi erken teşhisi önemlidir. Ardından gereken tedavi gerçekleştirilirse rahatsızlık ileri derecelere ulaşmadan sonlandırılacaktır.
Hemoroidde muayene ve tedaviyi geciktirmek kişiye hiçbir şey kazandırmayacağı gibi, daha ileri yöntem ve zorlu tedaviler olmaya iter. Nasıl ki göz hastalıklarında göz doktoruna başvuruyor, iç hastalıklarında dahiliye hekimine ihtiyaç duyuluyorsa; hemoroid gibi makat hastalıklarında muayene ve tedavi olarak yardım alınacak branş GENEL CERRAHİ ve PROKTOLOJİ bölümüdür.


HEMOROİD MUAYENESİNİN AŞAMALARI NEDİR?

Hemoroid muayenesinde; Öncelikle başvurduğunuz hekim, yaşadığınız sıkıntıları sizden sözlü olarak dinleyecektir. Daha sonrasında şikayetlere takiben ‘GÖZ İLE MUAYENE’ ve ardından ‘REKTAL TUŞE’ olarak adlandırılan parmakla muayene gerçekleşir ki bu büyük oranda muayenenin bittiği anlamına gelir. Tam olarak tanı konulması ve hangi damarlarda hemoroid meydana geldiğini görmek için ‘ANOSKOP MUAYENESİ’ yapılır. Bu arada makat da başka hastalıklar mevcut ise anoskop muayenesi ile hepsi belirlenir. Yani anoskop muayenesi tüm makat içi hastalıkların belirlenmesi ve tanı konmasında kullanılır.

Anlattıklarımız sizi korkuya ve endişeye sevk etmesin. Çünkü saatlerce maruz kalınacak bir durum değildir. Göz ile muayene, rektal tuşe ve anoskop muayenesi en fazla 1-2 dakika gibi bir zaman diliminde gerçekleşir. Daha sonraki aşamada, hastalığın ne olduğu, hangi evrede ilerlediği ve hangi tedavi yöntemlerinin uygulanabileceği hastaya aktarılır.

1-2 dakikalık muayene ardından, aklınıza takılan ve sizi şüphe ve endişeye düşüren tüm soruların cevabını kesin olarak öğrenmiş olursunuz.



Anoskopi nedir?


Anoskopi nedir?


Anoskopi, kolonoskopi ve rektoskopiye benzer bir tanılama yöntemidir.  Ancak muayene vücudun anal bölgesi ile sınırlıdır. İşlem sırasında, anüs ve rektumunun iç kısmını görmek için anoskop adı verilen bir cihaz kullanılır.

Anoskopiyi kimler yaptırmalıdır?

Anoskopi; anüste ağrı, kanama ve şişlik gibi belirtilerin sebep olduğu hastalıkların tespiti  için kullanılan bir tanılama yöntemidir. Anoskopi yapılırken anüsünüze anoskop adı verilen bir cihaz yerleştirilir. Bu işlem genellikle plastik (tek kullanımlık) veya paslanmaz çelikten (sterilize) bir cihazla gerçekleştirilir.

Anoskopi, bağırsaklarınızın alt kısmını etkileyebilecek çeşitli durumları ve hastalıkları belirleyebilir. Bu hastalıklar arasında kanser, anal fissür adı verilen dokudaki yırtıklar, hemoroidler (anüs ve / veya rektum çevresindeki şişmiş damarlar) ve rektal polipler bulunmaktadır.


image_transcoder.php?o=bx_froala_image&h=148&dpx=2&t=1563023307Özellikle yüz bölgesinde estetik bütünlüğü bozacak düzeyde meydana gelen benler, kişiye rahatsızlık verecek düzeye ulaşabilir.

Görüntüdeki ve benzeri benler ameliyatsız, kaş kaybı yaşanmadan RADYO FREKANS yöntemi ile dakikalar içinde tedavi edilebilir.


image_transcoder.php?o=bx_froala_image&h=147&dpx=2&t=1563023155Dudak bölgesine çok yakın mesafede oluşan benler, 1 dakika gibi kısa bir sürede kesi, dikiş ve pansuman olmadan radyofrekans yöntemiyle alınabilir.

Resim tedavinin hemen ardından çekilmiştir. Bir kaç hafta içinde iyileşme tamamlanarak cilt en iyi seviyeye ulaşacaktır.



Hemoroidli hastalarda ameliyattan sonra da ufak tefek şikayetler olabilir, ayrıca hastalığın tekrarlaması mümkündür. Makatta benzer şikayetler yapan başka hastalıklar vardır. Bu nedenle ayrıntılı muayene ve konacak tanıya göre tedavi belirlenebilir.

Üyelik
Tıbbi İçerik Yazarı
Hekim.Net Puanları

Orta Kıdem

Toplam puan: 760

Bir sonraki seviye için 242 puan kaldı
Bilgi
Kuruluş Adı:
Op. Dr. Nizam KURTDERE-Genel Cerrahi-Şişli-İstanbul
Doktor Adı:
Op. Dr. Nizam Kurtdere
Telefon Numaraları:
0212 246 10 04- 0532 463 96 82
Friends count:
Followers count:
Sokak ve bina adresi:
Halaskargazi Cad.Kuran İş Merkezi No:145 Kat:5
Mahalle:
Merkez Mahallesi
Kurum / Kuruluşun Bulunduğu Kent:
İstanbul
Uzmanlık ve İlgi Alanları:

Genel Cerrahi-Medikal Estetik-Proktoloji 

Ben, Siğil, Nasır, Lipom (Yağ bezesi) gibi lezyonların iz bırakmayan yöntemlerle tedavisi... 

Hemoroid, Kıl dönmesi, Anal fissür (Makat çatlağı) gibi ameliyatla tedavi edilen hastaların ameliyatsız ya da ayakta uygulanan girişimsel tedavisi... 

Harita
Tıbbi Makaleler
Benim Videolarım
Benim SSSım

Hekim.Net

Close