Doç. Dr. Onur Gürer Kalp ve Damar Cerrahisi - Şişli

  • 1070

Varis ve tedavisi

Hemanjiom ve tedavisi

Skleroterapi - Köpük ile Varis Tedavisi

Skleroterapi bacak varislerini tedavisinde kullanılan bir enjeksiyon tedavisinin adıdır. Damarların büzüşmesine ve daha sonra vücut tarafından absorbe edilmesi ile sonuçlanan çok ince iğneler ile damarın içine sklerozan madde verilmesi işlemidir. Varisli veya istenmeyen damar kalıcı olarak yok olur.

Hastaların %90’ dan fazlası bu işlemden fayda görür. Tedavi seansları bir veya birkaç seanstan oluşur. Tedavi araları belirlenir. Tedavi gören kişi aynı gün işlerine dönebilmektedir. Hasta girişim sonrası yürüyerek evine gidebilmekte, araba kullanabilmektedir.

Skleroterapi uygulamasını kabul etmiş olan çoğu hasta, iğnelerin aslında ne kadar ağrısız ve acısız olduğunu farkettiklerinde çok şaşırmışlardır. Küçük bir çimdikleme yada sinek ısırığı hissedilmektedir ve genellikle hissedilen bununla sınırlıdır. Bazen iğneden sonra hafif bir yanma hissedilebilir, ancak bu yanma çok hızlı bir şekilde azalır ve yok olur.

Yan etkiler nadir olsa da görülebilir. Allerjik reaksiyon son derece nadirdir. Verilen ilacın damar dışına sızması renk değişikliğine yol açabilir. Tedavi sonrası bu bölgede oluşan morluklar ve şişlikler geçicidir. Kullanılan solüsyonların cinsine göre değişmesine karşın, damarlar boyunca hafif kaşıntı yaşanabilir. Hastaların bir kısmında uygulamadan sonra damarlar koyulaşmaktadır. Bu koyuluklar genellikle 10 – 14 günde ortadan kalkmaktadır. Çok az durumlarda bu koyuluklar 4 -12 aya kadar devam edebilmektedir.

Ayrıca eğer gerekli ise varisli safen venine uygulanması şu şekilde olur: Diz seviyesinden ultrason ile varisli safen veni bulunur ve iğne ile girilir. Daha sonra bu iğnenin içine ince uzun kateter sokulur. Kasık bölgesindeki damara kadar uzatılır. Ultrason altında kasıktaki damara ve dize kadar olan varisli damar içine köpük sıkılır. Sonra damar içindeki bu köpük damarın içini bozar ve damar bacağın içinde kurutulmuş olur.

Skleroterapi ile yok edilen varisler tekrarlamazlar. Ancak bazı hastalarda seneler icinde yeni kılcal damar çatlamaları meydana gelebilmektedir. Fakat bunlar daha önceki kılcal damar çatlamalarının geri dönmesi olarak anlaşılmamalıdır, bunlar sonradan oluşabilecek yeni varislerdir

Tedavinin başarısı operatörün becerisi, damarın büyüklüğü, sklerozan solüsyonu konsantrasyonu ve işlemden sonraki bakım ile ilişkilidir.

Lazer ile Varis Ameliyatı - Endovenöz lazer ablasyon - EVLA

Varisli damarların cerrahi yöntemler ile bacaktan çıkarılarak yapılan tedavinin yerine uygulanan bu yöntemde, kaçak yapan damarın ameliyat yoluyla parçalar halinde dışarı alınması yerine, damar içine anjiyo gibi girilerek lazer enerjisi ile hasarlı kapağın damar içinden kapatılması esasına dayanmaktadır. Bu işlem sonrasında lazerle kapatılan varisli damardan artık dokuların içine kan kaçağı oluşmaz. Kapatılan bu damar da vücut tarafından zamanla yok edilir.

Bu yöntemin klasik ameliyata (stripping) göre avantajları vardır: • Hasta aynı gün taburcu olur ve günlük aktivitelerinden geri kalmaz. • Cerrahi bir işlem olmadığından dikiş ve yara izi yoktur. Sadece iğne deliği kadar bir alandan girişim yapılır. • Cerrahiye kıyasla daha yüksek başarı ve daha az tekrarlama oranı.

Ancak şunları unutmamak gerekir. Bu pahalı bir yöntemdir ve tecrübeli bir ekip tarafından ameliyathane şartlarında yapılır. Ayrıca daha sonra yüzeydeki kılcal damarlar için köpük tedavisi gerekir. Yani kılcal damarlara etki etmez. EVLA uygulanan birçok hasta aslında köpük uygulaması ile başarı ile tedavi edilebilir. Buradaki nüans doktorunuzun uzmanlığı ve tecrübesidir.

Radyofrekans ile Varis Ameliyatı - Endovenöz radyofrekans ablasyon - RFA 

Varisli damarın bacak içinde kurutulmasıdır. Aynen damar içi lazer uygulaması gibidir. Farkı, lazer yerine ses dalgalarının enerjilerinden yararlanılır.

Yapıştırı ve ya Zamk ile Varis Ameliyatı

Uygulama, tıbbi bir yapıştırıcı maddenin varisli damarlara enjekte edilerek, damar duvarlarının birbirine yapıştırılması sağlanarak, o damarların ortadan kaldırılması olarak özetlenebilir. Yapıştırıcı, bir katater (ince bir tüp yani boru) yoluyla hastalıklı yani varisli damar içine yerleştirilir. Sonrasında damar kapanır ve kan akışı doğal olarak, bacaktaki diğer sağlıklı damarlarla sağlanır.

Uygulama her ne kadar kolay bir uygulama gibi görünse de, aslında başarısı tamamen maddenin kalitesine ve uygulayan doktorun becerisine ve yeteneklerine bağlıdır. 

Ancak şunu unutmamanız gerekir ki, bu yöntem aynen lazer ile ameliyatta olduğu gibi büyük damarlara uygulanabilmektedir ve özellikle görsel rahatsızlık veren küçük damarlara gene skleroterapi (köpük) yapılması gerekebilir.

Cerrahi Ameliyat

Genel veya belden yapılan anestezi eşliğinde varisli damarın bacağın belirli bölgelerine kesiler yapılarak vücud dışına çıkarılması işlemidir. Anestezi gerektirmesi ve içerdiği kanama ve enfeksiyon gibi riskler nedeni ile çok tercih edilmemektedir. Estetik kaygı yaşayan hastalara kesi izinden dolayı çok uygun değildir. Yoğun çalışan hastalar diğer yöntemlere göre bu yöntemle günlük aktivitelerine daha geç döneceklerinden bu kişiler için de uygun değildir. Ayrıca varisin tekrar oluşma riski diğer yöntemlere göre fazladır.


Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr

Varis nedir?

Bacaklarda derinin hemen altındaki toplardamar genişlemelerine varis denir. Toplardamarlar kanı kalbe geri taşıyan damarlardır. Bu damarlar kan akışının  kalbe doğru tek yönlü olmasını sağlayan kapakçıklar içerirler. Toplardamarlarda oluşan tıkanıklıklar ve aşırı basınç bu kapakçıkların düzgün kapanmasını engelleyerek geriye doğru kaçaklara sebep olurlar.  Sonuçta bacaklardaki yüzeysel toplardamarlar genişler, uzar ve büklümlü bir görüntü ile varisler oluşur.

Varis nasıl oluşur?

Varis hastalığı çocuklarda çok sık rastlanan bir durum değildir. Risk genelde yaş ilerlemesi ile birlikte artmaktadır. Öyle ki 60 yaşına gelen bir insanda varis olması nerdeyse %100'e yakındır.

Ailesen Yatkınlık: Genetik  yani ailesel faktörler çok önemlidir. Bu kapsamda özellikle gençler anne ya da babalarında böyle bir hastalığın olup olmadığına onlara danışarak öğrenmelidir. Çünkü anne ya da babanızda böyle bir sorunun olması kalıtsallık nedeniyle sizi de risk altına almaktadır. Özellikle annelerinde böyle bir hastalık olduğunda (tedavi olmuşsa bile önemli değil) risk iki katına çıkmaktadır. 

Uzun Süre Ayakta Çalışanlar: Hastalığın bir diğer nedeni ise mesleki olup, ayakta uzun süre ve çok fazla hareket etmeden çalışan insanlar yine riskli grup arasında yer almaktadır. Örnek bir güvenlik görevlisi düşünün en az 8 saat 1-2 metrelik alanda beklemektedir. Bu insanlarda damar genişlemesi riski sürekli bulunmaktadır. Çünkü toplardamarlara sürekli basınç binmekte ve bu kapakçıkların daha hızlı bozulmasına neden olmaktadır.

Hamileler / Doğum Yapanlar: Erkek ve kadınlarda görülmesine karşın kadınlarda erkeklere göre 10 kat daha fazla görülmektedir. Bunun nedeni özellikle hamilelik ve doğum sürecinde ortaya çıkması gösterilmektedir. Gebelik esnasında anne adayının kilo alması, daha az hareket etmesi, hormonlar ve bebeğin yaptığı bası ile damarlarda genişleme görülür. Özellikle bu dönemde sadece bacaklarla sınırlı kalmadan kadınlarda vajinal varisler oluşmaktadır. 

Fazla Kilolu İnsanlar: Estetik yönden kötü olduğu kadar bir çok hastalığı neden olması ile de insanların canını sıkan bir durum olan fazla kilonun, kalp, damar, kolesterol, yüksek tansiyon derken şimdi belki ilk defa damar genişlemesine neden olduğunu öğreneceksiniz. Evet, fazla kilo insanların bacaklarında bulunan toplardamarlara daha fazla baskı yapması nedeniyle daha hızlı kapakçık bozulmasına neden olmaktadır.

Alkol Kullananlar: Özellikle alkol kullanan insanların yüz ve burun bölgesinde görülür. Tehlikeli olmayıp, bulunduğu yerde sızlamaya neden olmaktadır. 

Kabızlık, topuklu ayakkabı giymek, dar kemer takmak, sıkan pantolonlar giymek, sürekli güneşe maruz kalmak gibi faktörler de varis oluşumunu tetiklemektedir.

Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr

Hemanjiom

Hemanjiomlar kan damarlarının yoğun bir şekilde bir araya gelmesinden oluşur ve genelde doğumda küçük, kırmızı bir leke şeklinde görülür. Ciltte hemanjiom en sık yüz, kafa derisi, göğüs veya sırtta görülür. Hemen her organda görülebilen hemanjiomlar, cilt dışında en sık karaciğerde gözükür. Hemanjiomlar zamanla büyür. İlk yıllar boyunca kırmızılık hızla büyür ve deriden çıkan bir kütle haline gelir. Hemanjiyom daha sonra bir dinlenme fazına girer ve sonunda yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başlayabilir. Büyüme evresi 12 aydan 18 aya kadar devam edebilir. Küçülme evresi de 5-7 yaşlarına kadar, yüzde 85 oranında gerçekleşir. Hemanjiom tedavisinde genelde beklemek ve yakın bir şekilde izlemek önerilir. Fakat bunun istisnaları da vardır. Burun ve çevresinde olan hemanjiomlar nefes almayı engeller. Ağız ve çevresinde olduğunda beslenmeyi etkilerler. Kulak deliği ve çevresinde olanlar duymayı engeller. Göz ve çevresinde olanlar gözde görmeyi engeller. Çocuğun tuvaletini yapmasını engelleyen bir bölgede ise bununla ilgili sorunlar ortaya çıkar. Ayrıca emekleme veya benzeri bir hareket ile tahrişe açık bir bölgede olduğunda hemanjiom, kanamaya sebep olabilir. Bunlar çok önemli ayrıntılardır. Bu durumlarda kendiliğinden gerilemesini beklemeden, tedavi etmek gerekir.

Hemajiom tedavisi

Hemanjiomların çoğu iyi seyirli ve kendiliğinden gerileyen lezyonlardır. Bu nedenle girişimde bulunmadan hastayı izlemek en sık tavsiye edilen yoldur. Ağızdan kullanılan tablet ve şuruplar, lezyona damlatılan damlalar hastayı rahatsız edici bir girişim olmadığından son dönemlerde sıkça kullanılmaktadır. Anne-babaya iyi bilgi verip rahatlatmak önemlidir. Büyüyen çocuk görüntüden rahatsız olduğunda ailenin sıkıntısı artmaktadır. Okul öncesi dönemde gerileme olmamış hemanjiomlarda girişim düşünülmelidir.

Bazı durumlarda erken girişim gerekir. Buna örnek olarak hızlı büyüyen ve bulunduğu bölgeyi deforme eden hemanjiomlar, göz, genital, anal hemanjiomlar, ağız içi ve derinde yerleşenler, ülserasyon ve Kasabach-Merritt sendromu gelişenler, kanama problemi olanlar ve kalp yetmezliğine neden olanlar sayılabilir. Tedavi seçenekleri cerrahi girişim, skleroterapi, kompresyon sargıları, embolizasyon, lazer ablasyonu, iyonizan radyasyon, kortikosteroidler, alfa interferon ve oral beta-blokerler gibi çok farklı seçeneklerden oluşur.

Elastik bandaj ve kompresyon çocuğa vereceği rahatsızlığa ek olarak hemanjiomun ülserasyonuna yol açabilir. Seçilmiş olgularda embolizasyon tekniği yararlıdır. Deneyimli ekiplerde uygulanması önerilir. Lazer uygulaması bazı hastalarda önerilmektedir. Lazer daha çok yüzeysel lezyonlarda yararlıdır. Fazla etkin olmayan kriyoterapi ve önemli yan etkilere yol açan radyoterapi tercih edilmeyen yöntemlerdir. Kortikosteroidler bazı durumlarda uygulanabilir. İnterferon yaşamı tehdit eden durumlarda verilmektedir. 

Son dönemlerde oral beta-blokerler ve skleroterapi ön plana çıkmıştır. Ağız yolu ile alınan beta-bloker içeren şurubun veya tabletin erken yaşlarda uygulanması yararlıdır.

Hemanjiomda beta bloker - propronalol - dideral tablet - hemangiol şurup tedavisi

Beta bloker tedavisi (propronalol- dideral tablet veya hemangiol şurup): Son yıllarda hemanjiom tedavisinde propranolol adlı tansiyon ilacı kullanılmakta ve oldukça iyi yanıtlar alınmaktadır. Ayrıca yan etkileri diğer tedavi yöntemlerine göre çok daha az olduğundan ilk seçenek olarak düşünülmektedir. Propranolol verilen hastalarda yan etki olarak bronkokonstrüksiyon, bradikardi, hipotansiyon ve hipoglisemi görülebilir. Bu nedenle tedavi öncesi ekokardiyografiyi de içeren tam bir kardiolojik inceleme yapılmalı, hasta hastenede 24-48 saat gözlenmeli, bu sırada vital bulgular (tansiyon, nabız, solunum) ve 8 saat ara ile kan şekeri takibi yapılmalıdır. Bu ilacın en etkin olduğu dönem 0-1 yaş arasıdır. Yani ilaç bu dönemde erken başlanırsa fayda oranı yüksektir.

Hemanjiomda sklerozan madde enjeksiyonu - skleroterapi - köpük tedavisi

Sklerozan madde enjeksiyonu (skleroterapi): Skleroterapi birçok vakada etkin rol oynamaktadır. Skleroterapi, ince bir iğne yardımı ile lezyonun içine özel bir ilaç vererek uygulanır. Bu madde dokuda inflamasyon yaparak fibrozis ve damar yataklarının tıkanmasını sağlayan trombojenik ajandır. Yemek borusu varisleşmesinde, hemoroidde, varis hastalığında kullanılmakta olan bu yöntem uzun süredir, özellikle kavernöz (cildin yüzeyinden derinine doğru tutan ) hemanjiomların tedavisinde , özellikle propranololün etkili olmadığı iki yaş üzerindeki hastalarda, tek başına veya radyasyon, lazer gibi yöntemlerle kombine olarak kullanılmaktadır. Enjeksiyonlar 3-4 hafta aralıklarla tekrarlanabilir. Uzman kişilerce yapıldığında sonuçlar yüz güldürücüdür. Aşağıda resmi bulunan hasta skleroterapi ile tedavi edilmiş bir hemanjiom hastasıdır.


Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr


 




Köpük(skleroterapi) ile varis tedavisi

Skleroterapi bacak varislerinde veya vücudun başka bölgelerindeki kötü görünümlü damarlara uygulanan, damarların büzüşmesine ve daha sonra vücut tarafından absorbe edilmesi ile sonuçlanan çok ince iğneler ile damarın içine sklerozan madde verilmesi işlemidir. Varisli veya istenmeyen damar kısa sürede kalıcı olarak yok olur.

Tıbbi adı skleroterapi olan, halk arasında köpükle varis  tedavisi veya iğne ile varis tedavisi olarak bilinen tedavi yöntemi son yıllarda çok yaygın bir kullanıma sahip olmuştur. Bunun en önemli sebepleri ; muayenehane koşullarında dahi yapılabilecek nisbeten kolay bir yöntem olması , tüm varis çeşitleri için uygulanabilir olması, hastanın sosyal hayatında kısıtlamaya ihtiyaç olmaması ve konforlu bir yöntem olmasıdır. 

Tedavide kullanılan ilacın ticari adı ;Aethoxysklerol ve aktif aktif maddesi  Lauromacrogol 400 (polidokanol) ‘dir. İlaç kan damarlarının endotelinde (iç çeperinde) konsantrasyona bağlı bir etkiye sahiptir. Lauromacrogol 400 (polidokanol), bir deterjan görevi görür. Endotel hücrelerinin yüzeyi ile etkileşime girer ve temel molekülleri hücre yüzeyinden çözerek hücreleri bozarlar.

Hastaların %90’ dan fazlası bu işlemden fayda görür. Tedavi seansları hastanın durumuna göre saptanır ve tedavi aralıkları belirlenir. Tedavi gören kişi aynı gün işlerine dönebilmektedir, yürüyerek evine gidebilmekte ve rahatlıkla araba kullanabilmektedir.

Skleroterapi uygulamasında kullanılan  çok ince iğneler ağrısız ve acısızdır. Çimdikleme yada böcek ısırığı şeklinde hissedilmektedir. Bazen iğneden sonra geçici hafif bir yanma hissedilebilir.

Köpük tedavisi yöntemleri

1- Klasik sıvı skleroterapi: İnce uçlu iğnelerle varisli damar içine sıvı ilacın enjeksiyonu ile yapılan skleroterapidir. 1 mm çapındaki damarlar için uygundur.

2-Mikro-skleroterapi : Çok ince uçlu iğnelerle ve uygulayıcının da büyütücü gözlük kullanması ile yapılan tedavidir. Çoğunlukla sıvı ilaç kullanılır. 1 mm’in altındaki kılcal daömmarlar için uygulanır.

3- Köpük skleroterapi : Bu yöntemde bir üçlü musluk ve iki enjektör vasıtasıyla , polidokonal hava ile karıştırılarak köpürtülür ve damar içine bu şekilde uygulanır. Buradaki amaç ilacın hacminin genişletilmesi ve böylece damar iç çeperine temas ihtimalinin arttırılmasıdır. 1 mm den büyük damarlara (1-5 mm) uygulanır.

4-Ultrason Rehberli Köpük Skleroterapi : Büyük ve küçük safen damarıondaki, yani ana toplardamarlardaki kapakçık yetersizliği ve genişlemelerin tedavisi amacıyla, ultrason eşliğinde yapılan köpük tedavisidir. Hastalıklı damarın içine ultrason eşliğinde serum takar gibi bir kateter takılarak buradan köpük damar içine enjekte edilir. Arkasından elastik bandaj ve varis  çorabı giydirilir. Diğer yöntemlerde uygulama sonrası 2 hafta daha varis çorabı kullanımı yeterli olurken, bu yöntemden sonra 6 hafta daha varis çorabı kullanımı, hastalığın tekrarlama riskini azaltmak açısından önemlidir.

Yan etkiler nadir olsa da görülebilir. Allerjik reaksiyon son derece nadirdir. Tedavi sonrası ilaç verilen bölgede oluşan kızarıklıklar, hafif morluklar ve şişlikler geçicidir. Ciltte hafif kaşınmalar olabilir. Hastaların bir kısmında uygulamadan sonra damarlar koyulaşmaktadır. Bu koyuluklar genellikle 10 – 14 günde ortadan kalkmaktadır. Çok az durumlarda bu koyuluklar 4 -12 aya kadar devam edebilmektedir.

Skleroterapi ile yok edilen varisli damarlar tekrarlamazlar. Ancak bazen yıllar icinde yeni kılcal damarlar meydana gelebilmektedir. Fakat bunlar daha önceki varisli damarların geri dönmesi olarak anlaşılmamalıdır, bunlar sonradan oluşabilecek yeni varislerdir.

Tedavinin başarısı operatörün tecrübesi, damarın yapısı ve büyüklüğü, ilaç solüsyonunun konsantrasyonu ve tedaviden sonraki bakım ile ilişkilidir.


Daha detaylı bilgi için  www.onurgurer.com.tr adresine bakabilirsiniz.

 

İstanbul Varis Tedavisi

İnsan sağlık nedeni ile bir hekime başvurması gerektiğinde hastalığı alanında en tecrübeli doktoru arar. En iyi doktor, bu alanda tanıyı en kısa sürede koyup tedaviyi en iyi şekilde yapan doktordur.

En iyi varis doktoru için de kriterler şu şekilde olmalıdır. Tercih edeceğiniz hekim teknolojiyi yakından takip ederek geliştirilen modern ve çağdaş yöntemlere ayak uydurmalıdır. Hastalığın ve tedavinin komplikasyonlarını minimalde tutup sizi en kısa sürede kalıcı olarak sağlığınıza kavuşturmalıdır.

Tedavi olacağınız doktor kazancından önce sizin rahatınızı düşünüyor ve tecrübesini ortaya koyuyorsa tercih etmemeniz için hiç bir neden yoktur.

Varisin tedavisiyle ilgilenen yapan doktor hastalarına şunları sunabilmelidir:
– Hastanın tedavisi tamamlansa bile bir süre kontrol altında tutmalıdır.
– Tüm varisler bitene kadar tedaviye devam etmelidir ve ek ücret almamalıdır.
– Yaptığı tedavide varis tekrarı en az olmalıdır.
– Hasta günlük yaşamını sürdürürken tedavisini yapabilmelidir.
– Tedavi süresi ve sonrasında bacaklarda neredeyse hiç iz kalmamalıdır.
– İnce ve kalın tüm varisleir tedavi edilebilmelidir.
– Aylarca bandaj veya çorap giyme zorunluluğu getirmemelidir.
– Hasta işine aynı gün dönebilmelidir.
– Sadece bacaklardaki varisleri değil yüz, el ve kol gibi vücudun birçok bölgesindeki kılcalları da tedavi edilebilmelidir.
– Tüm bunları çoğunlukla ameliyatsız ve gerekirse ileri teknolojilerle yapmalıdır.
– Ameliyat yapılacaksa çağdaş ameliyatlar sunmalıdır.
– İşlemlerini anestezisiz yapmaya özen göstermelidir.
– Morluk veya lekelenme gibi geçici sorunlar daha az olmalıdır.

Devlet, özel ve üniversite hastanelerinin neredeyse tamamında varis tedavisi yapılmaktadır ama genellikle medikal (ilaç,çorap) tedavisi verilmekte veya tedavi ameliyatla yapılmaktadır.

Ameliyatsız yöntemleri (skleroterapi,köpük skleroterapi, lazer, radyo frekans) yapan kliniklerin sayısı azdır ve ilgi alanı varis olan damar cerrahlarınca ve varise özel çalışan kliniklerde yapılmaktadır.

Ayrıca ameliyat gereken hastalarında işlemlerini lazer gibi modern yöntemler ile yapan yerler çok az sayıdadır.

Flebolog venöz sistem yani toplardamar hastalıkları ve tedavisi alanında uzmanlaşmış kişidir. Bu uzmanlık alanı varisleri, toplardamar tıkanıklıklarını, doğum lekelerini, bacak ülserlerini ve benzeri konuları içerir. Flebolog önce kalp ve damar cerrahı olmak zorunda, sonra da bu konuda ileri eğitim almalıdır.   

Uzman bir flebolog toplardamar hastalığına doğru tanıyı koyar ve tedavisini uygular. Ayrıca modern tıbbin gereği olarak bu konudaki teknolojiye hakimdir. En son gelişmeleri takip eder ve hastalarına aktarır.

Varis tedavis yaptırırken fleboloji konusunda uzmanlaşmış kalp ve damar cerrahları tercih edilmelidir.

Daha detaylı bilgi için  www.onurgurer.com.tr  0212 2461004

Skleroterapi (Köpük, iğne) Tedavisi

Skleroterapi bacak varislerini tedavisinde kullanılan bir enjeksiyon tedavisinin adıdır. Damarların büzüşmesine ve daha sonra vücut tarafından absorbe edilmesi ile sonuçlanan çok ince iğneler ile damarın içine sklerozan madde verilmesi işlemidir. Varisli veya istenmeyen damar kalıcı olarak yok olur.

Hastaların %90’ dan fazlası bu işlemden fayda görür. Tedavi seansları bir veya birkaç seanstan oluşur. Tedavi araları belirlenir. Tedavi gören kişi aynı gün işlerine dönebilmektedir. Hasta girişim sonrası yürüyerek evine gidebilmekte, araba kullanabilmektedir.

Skleroterapi uygulamasını kabul etmiş olan çoğu hasta, iğnelerin aslında ne kadar ağrısız ve acısız olduğunu farkettiklerinde çok şaşırmışlardır. Küçük bir çimdikleme yada sinek ısırığı hissedilmektedir ve genellikle hissedilen bununla sınırlıdır. Bazen iğneden sonra hafif bir yanma hissedilebilir, ancak bu yanma çok hızlı bir şekilde azalır ve yok olur.

Yan etkiler nadir olsa da görülebilir. Allerjik reaksiyon son derece nadirdir. Verilen ilacın damar dışına sızması renk değişikliğine yol açabilir. Tedavi sonrası bu bölgede oluşan morluklar ve şişlikler geçicidir. Kullanılan solüsyonların cinsine göre değişmesine karşın, damarlar boyunca hafif kaşıntı yaşanabilir. Hastaların bir kısmında uygulamadan sonra damarlar koyulaşmaktadır. Bu koyuluklar genellikle 10 – 14 günde ortadan kalkmaktadır. Çok az durumlarda bu koyuluklar 4 -12 aya kadar devam edebilmektedir.

Ayrıca eğer gerekli ise varisli safen venine uygulanması şu şekilde olur: Diz seviyesinden ultrason ile varisli safen veni bulunur ve iğne ile girilir. Daha sonra bu iğnenin içine ince uzun kateter sokulur. Kasık bölgesindeki damara kadar uzatılır. Ultrason altında kasıktaki damara ve dize kadar olan varisli damar içine köpük sıkılır. Sonra damar içindeki bu köpük damarın içini bozar ve damar bacağın içinde kurutulmuş olur.

Skleroterapi ile yok edilen varisler tekrarlamazlar. Ancak bazı hastalarda seneler icinde yeni kılcal damar çatlamaları meydana gelebilmektedir. Fakat bunlar daha önceki kılcal damar çatlamalarının geri dönmesi olarak anlaşılmamalıdır, bunlar sonradan oluşabilecek yeni varislerdir

Tedavinin başarısı operatörün becerisi, damarın büyüklüğü, sklerozan solüsyonu konsantrasyonu ve işlemden sonraki bakım ile ilişkilidir.

Daha detaylı bilgi için  www.onurgurer.com.tr

 


storage.php?o=bx_posts_photos&f=crvdwwvhss7tbmkkb72jwnf37kqz634p.jpeg

Hemanjiom (Damar Beni) Nedir?

Hemanjiom bebeklerde en sık görülen selim tümörlerden biridir ve %5-10 oranında saptanır. Nedeni kesin bilinmemektedir. Kızlarda, düşük kilolu ve erken doğan bebeklerde daha sık rastlanır. Son zamanlarda ailesel hemanjiomlar rapor edilmiştir. Bebeklerin alnında “melek öpücüğü”, ense kökünde “leylek ısırığı” adlarını alan bu doğumsal lekeler zamanla solarlar. Hemanjiomlar genellikle ilk haftalarda ortaya çıkar ve ilk üç ile on ay arasında hızla büyürler. Bir yaşında en büyük boyuta ulaşırlar. Çok hızlı büyüyen hemanjiomlarda ülserleşme görülebilir. Genellikle 12 aya kadar büyümelerini ve gelişimlerini tamamlayıp gerilemeye başlarlar. Gerileme dönemi daha çok 2 yaş civarında başlar. Ancak daha erken veya daha geç de olabilir. Gerileme süreci 5-7 yıl kadar devam eder. Sadece dudak komşuluğu olan hemanjiomlar hiç gerilememekte ya da kısmen gerilemektedir. Genellikle 9 yaşa kadar gerilemeyen hemanjiomlar ömür boyu kalırlar. Hemanjiomlar çeşitli görüntü ve şekillerde ortaya çıkabilirler. Yani her bebekteki hemanjiom farklıdır. Sık görülmelerine karşılık günlük pratikte farklı lezyonlar bu isimle anılmakta ve tanı karmaşası sürmektedir. 

Klinik Özellikler

Hemanjiomların büyük kısmı baş-boyun bölgesindedir. Daha sonra gövde, kol ve bacaklarda yerleşir. Hemanjiomların yaklaşık üçte biri doğumda mevcuttur. Bununla birlikte çoğu kez yaşamın ilk haftaları içinde belirginleşirler. Hemanjiomlar yüzeyel, derin veya karma tipte olabilir. Yüzeysel hemanjiomlar canlı kırmızı renktedirler ve basmakla kısmen solar. Yüzeysel hemanjiomlar kapiller hemanjiom olarak da adlandırılırlar. Derin hemanjiomlar normal cilt renginde veya hafif mavi-mor lezyonlardır. Bu tip hemanjiomlar bebek ağladığında renk koyulaşması ve çap artışı gösterebilir. Kavernöz hemanjiom olarak da isimlendirilmişlerdir.

Konjenital hemanjiom terimi doğumda maksimum boyutuna ulaşan tümörleri tanımlamaktadır. Bu tip hemanjiomlar baş ve dudak köşesinde sık görülür. Daha morumsu görünüştedir. 

Görünüşü bozan büyük hemanjiomlar ailede ve çocukta psikolojik soruna neden olabilir. Buna ek olarak ağız içi ve daha derindeki, dudaklar, kulaklar ve burun tepesindeki hemanjiomlar daha sorunludur. Çocuklarda solunum yollarına bası söz konusu ise öksürük, solunum güçlüğü ve morarma önemli bulgulardır. Tutulan bölgeye bağlı olarak, nadir olsa da nefes borusuna cerrahi müdahale gerektiren bebekler vardır.

Göz ve komşuluğunda gelişen hemanjiomlar görüşü engelleyebilir ya da göz küresinde itilmelere yol açarak çeşitli sekellere neden olur. Kalıcı görme kayıpları çok kısa sürede gelişebildiğinden erken müdahale çok önemlidir. Göz çevresindeki hemanjiomların çoğu estetik problemlere neden olur. Gözkapağında çekilme, kapanma yapabilir. 

Ayrıca perine ve anal bölge ve yakınına yerleşen hemanjiomlar sürtünme nedeniyle ülserasyon ve enfeksiyonlara yatkındır. Gaita ile bulaşan bölgelerin bakımı aileye gösterilmelidir.

Çok sayıda cilt hemanjiomu olan çocuklarda iç organlarda hemanjiomlardan şüphe edilmelidir. Bazı bebeklerde sayısız küçük cilt hemanjiomları gözlenir. Bu lezyonlar yalnız ciltte ise hemanjiomatozis olarak isimlendirilir. Hemanjiomların en sık yerleştiği iç organ karaciğerdir.

Komplikasyonlar (Hastalığın yol açtığı sorunlar)

Hemanjiomlarda kanama, ülserleşme, enfeksiyon ve bası bulguları gibi çeşitli komplikasyonlar görülür. Hastaların yaklaşık dörtte birinde hemanjioma ait komplikasyonlar görülebilir. En sık görülen komplikasyon ülserleşmedir. Dudak, genital bölge, anal bölgelerde sık rastlanır. Ülserler ağrılıdır. Ülserleşme hemen daima iz kalmasına neden olur. Hemanjiomların enfeksiyonları derin dokulara inerek selülit ya da osteomyelite (kemik iltahabı) neden olabilir. Kalp yetmezliği geniş hemanjiomların komplikasyonudur. 

Hemanjiomlar kolayca kanama ve çap artışı gösterebilirler. 

Göz çevresindeki hemanjiomlar görme problemi yaratabilir. Burun ve ağız içi derin bölgelerdeki hemanjiomlar hava yoluna bası bulguları verebilir. Baş boyunda çok hızlı büyüyerek kötü görünüme yol açarlar ve tıbbi tedavi gerektirir.

Kasabach-Merritt Sendromu (KMS) infantil vasküler tümörlere bağlı olarak gözlenen derin trombositopeni ve koagülopati tablosudur. Yani kan tablosu bozulur. Genellikle geniş karın içi hemanjiomlarla birlikte olabilir. KMS tablosuna tipik olarak küçük süt çocuklarında rastlanılır. Hastaların çoğunda doğumda vasküler cilt lezyonu fark edilmektedir. KMS ölümcül olabilmektedir.

Ayırıcı Tanı

Hemanjiomlar benler veya diğer tümörlerle karışabilir. Ayrıca pigmentasyon ve diğer damarsal anomalilerle karışabilir. 

Radyolojik Görüntüleme

Tipik cilt hemanjiomları için radyolojik görüntüleme gerekli değildir. Radyolojik tetkikler hemanjiom, vasküler malformasyonlar ve diğer yumuşak doku tümörlerinin ayrımına yardımcıdır. Doppler ultrasonografi ayırıcı tanıda tercih edilecek yöntemdir. Çok sayıda cilt hemanjiomu olan çocuklarda karın ve beyin tetkikleri önerilmelidir. Geniş baş-boyun hemanjiomlarında, solunum yollarına bası düşünüldüğünde ayrıntılı görüntüleme gereklidir. Anjiografi, müdahale yapılması planlanan hastada yapılacak işleme göre istenilebilir.

Tedavi

Hemanjiomların çoğu iyi seyirli ve kendiliğinden gerileyen lezyonlardır. Bu nedenle girişimde bulunmadan hastayı izlemek en sık tavsiye edilen yoldur. Ağızdan kullanılan tablet ve şuruplar, lezyona damlatılan damlalar hastayı rahatsız edici bir girişim olmadığından son dönemlerde sıkça kullanılmaktadır. Anne-babaya iyi bilgi verip rahatlatmak önemlidir. Büyüyen çocuk görüntüden rahatsız olduğunda ailenin sıkıntısı artmaktadır. Okul öncesi dönemde gerileme olmamış hemanjiomlarda girişim düşünülmelidir.

Bazı durumlarda erken girişim gerekir. Buna örnek olarak hızlı büyüyen ve bulunduğu bölgeyi deforme eden hemanjiomlar, göz, genital, anal hemanjiomlar, ağız içi ve derinde yerleşenler, ülserasyon ve Kasabach-Merritt sendromu gelişenler, kanama problemi olanlar ve kalp yetmezliğine neden olanlar sayılabilir. Tedavi seçenekleri cerrahi girişim, skleroterapi, kompresyon sargıları, embolizasyon, lazer ablasyonu, iyonizan radyasyon, kortikosteroidler, alfa interferon ve oral beta-blokerler gibi çok farklı seçeneklerden oluşur.

Elastik bandaj ve kompresyon çocuğa vereceği rahatsızlığa ek olarak hemanjiomun ülserasyonuna yol açabilir. Seçilmiş olgularda embolizasyon tekniği yararlıdır. Deneyimli ekiplerde uygulanması önerilir. Lazer uygulaması bazı hastalarda önerilmektedir. Lazer daha çok yüzeysel lezyonlarda yararlıdır. Fazla etkin olmayan kriyoterapi ve önemli yan etkilere yol açan radyoterapi tercih edilmeyen yöntemlerdir. Kortikosteroidler bazı durumlarda uygulanabilir. İnterferon yaşamı tehdit eden durumlarda verilmektedir. 

Son dönemlerde oral beta-blokerler ve skleroterapi ön plana çıkmıştır. Ağız yolu ile alınan beta-bloker içeren şurubun veya tabletin erken yaşlarda uygulanması yararlıdır.

Beta bloker tedavisi (Propronalol- dideral tablet veya hemangiol şurup): Son yıllarda hemanjiom tedavisinde propranolol adlı tansiyon ilacı kullanılmakta ve oldukça iyi yanıtlar alınmaktadır. Ayrıca yan etkileri diğer tedavi yöntemlerine göre çok daha az olduğundan ilk seçenek olarak düşünülmektedir. Propranolol verilen hastalarda yan etki olarak bronkokonstrüksiyon, bradikardi, hipotansiyon ve hipoglisemi görülebilir. Bu nedenle tedavi öncesi ekokardiyografiyi de içeren tam bir kardiolojik inceleme yapılmalı, hasta hastenede 24-48 saat gözlenmeli, bu sırada vital bulgular (tansiyon, nabız, solunum) ve 8 saat ara ile kan şekeri takibi yapılmalıdır. Bu ilacın en etkin olduğu dönem 0-1 yaş arasıdır. Yani ilaç bu dönemde erken başlanırsa fayda oranı yüksektir

 Sklerozan madde enjeksiyonu (skleroterapi): Skleroterapi birçok vakada etkin rol oynamaktadır. Skleroterapi, ince bir iğne yardımı ile lezyonun içine özel bir ilaç vererek uygulanır. Bu madde dokuda inflamasyon yaparak fibrozis ve damar yataklarının tıkanmasını sağlayan trombojenik ajandır. Yemek borusu varisleşmesinde, hemoroidde, varis hastalığında kullanılmakta olan bu yöntem uzun süredir, özellikle kavernöz (cildin yüzeyinden derinine doğru tutan ) hemanjiomların tedavisinde , özellikle propranololün etkili olmadığı iki yaş üzerindeki hastalarda, tek başına veya radyasyon, lazer gibi yöntemlerle kombine olarak kullanılmaktadır. Enjeksiyonlar 3-4 hafta aralıklarla tekrarlanabilir. Uzman kişilerce yapıldığında sonuçlar yüz güldürücüdür. Aşağıda resmi bulunan hasta skleroterapi ile tedavi edilmiş bir hemanjiom hastasıdır.

Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr

storage.php?o=bx_posts_photos&f=spdrgcygwfsvszbyha6vn7quzbzaayvp.jpgstorage.php?o=bx_posts_photos&f=cvzjrgdesnsrifqvappt3yjsmzzw9sme.jpgstorage.php?o=bx_posts_photos&f=rwqp35gcrdjnibzvxqnjvsiumsg379xw.pngstorage.php?o=bx_posts_photos&f=3fzqgvxj6bc7ejq3zksltxsethj46a8q.jpg

Hemanjiom Nedir?

Hemanjiomların çoğu iyi seyirli ve kendiliğinden gerileyen lezyonlardır. Bu nedenle girişimde bulunmadan hastayı izlemek en sık tavsiye edilen yoldur. Ağızdan kullanılan tablet ve şuruplar, lezyona damlatılan damlalar hastayı rahatsız edici bir girişim olmadığından son dönemlerde sıkça kullanılmaktadır. Anne-babaya iyi bilgi verip rahatlatmak önemlidir. Büyüyen çocuk görüntüden rahatsız olduğunda ailenin sıkıntısı artmaktadır. Okul öncesi dönemde gerileme olmamış hemanjiomlarda girişim düşünülmelidir.

Hemanjiom Tedavisi

Bazı durumlarda erken girişim gerekir. Buna örnek olarak hızlı büyüyen ve bulunduğu bölgeyi deforme eden hemanjiomlar, göz, genital, anal hemanjiomlar, ağız içi ve derinde yerleşenler, ülserasyon ve Kasabach-Merritt sendromu gelişenler, kanama problemi olanlar ve kalp yetmezliğine neden olanlar sayılabilir. Tedavi seçenekleri cerrahi girişim, skleroterapi, kompresyon sargıları, embolizasyon, lazer ablasyonu, iyonizan radyasyon, kortikosteroidler, alfa interferon ve oral beta-blokerler gibi çok farklı seçeneklerden oluşur.

Elastik bandaj ve kompresyon çocuğa vereceği rahatsızlığa ek olarak hemanjiomun ülserasyonuna yol açabilir. Seçilmiş olgularda embolizasyon tekniği yararlıdır. Deneyimli ekiplerde uygulanması önerilir. Lazer uygulaması bazı hastalarda önerilmektedir. Lazer daha çok yüzeysel lezyonlarda yararlıdır. Fazla etkin olmayan kriyoterapi ve önemli yan etkilere yol açan radyoterapi tercih edilmeyen yöntemlerdir. Kortikosteroidler bazı durumlarda uygulanabilir. İnterferon yaşamı tehdit eden durumlarda verilmektedir. 

Son dönemlerde oral beta-blokerler ve skleroterapi ön plana çıkmıştır. Ağız yolu ile alınan beta-bloker içeren şurubun veya tabletin erken yaşlarda uygulanması yararlıdır.

Beta bloker tedavisi (Propronalol- dideral tablet veya hemangiol şurup): Son yıllarda hemanjiom tedavisinde propranolol adlı tansiyon ilacı kullanılmakta ve oldukça iyi yanıtlar alınmaktadır. Ayrıca yan etkileri diğer tedavi yöntemlerine göre çok daha az olduğundan ilk seçenek olarak düşünülmektedir. Propranolol verilen hastalarda yan etki olarak bronkokonstrüksiyon, bradikardi, hipotansiyon ve hipoglisemi görülebilir. Bu nedenle tedavi öncesi ekokardiyografiyi de içeren tam bir kardiolojik inceleme yapılmalı, hasta hastenede 24-48 saat gözlenmeli, bu sırada vital bulgular (tansiyon, nabız, solunum) ve 8 saat ara ile kan şekeri takibi yapılmalıdır. Bu ilacın en etkin olduğu dönem 0-1 yaş arasıdır. Yani ilaç bu dönemde erken başlanırsa fayda oranı yüksektir

Sklerozan madde enjeksiyonu (skleroterapi): Skleroterapi birçok vakada etkin rol oynamaktadır. Skleroterapi, ince bir iğne yardımı ile lezyonun içine özel bir ilaç vererek uygulanır. Bu madde dokuda inflamasyon yaparak fibrozis ve damar yataklarının tıkanmasını sağlayan trombojenik ajandır. Yemek borusu varisleşmesinde, hemoroidde, varis hastalığında kullanılmakta olan bu yöntem uzun süredir, özellikle kavernöz (cildin yüzeyinden derinine doğru tutan ) hemanjiomların tedavisinde , özellikle propranololün etkili olmadığı iki yaş üzerindeki hastalarda, tek başına veya radyasyon, lazer gibi yöntemlerle kombine olarak kullanılmaktadır. Enjeksiyonlar 3-4 hafta aralıklarla tekrarlanabilir. Uzman kişilerce yapıldığında sonuçlar yüz güldürücüdür.

Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr

storage.php?o=bx_posts_photos&f=bwzffwfkjdxkvpqxrbxe7bzwvzv5ann4.jpg

Önce varis neden olur, bunu anlatarak başlayalım.

Varis nedir, neden olur ?

Yapılan araştırmalar varis hastalığında genetik faktörün önemli ölçüde rol oynadığını işaret etmektedir. Dolayısıyla ailede varis öyküsü olan kişilerin daha çok dikkat etmeleri gerekmektedir. Bunun yanı sıra bayanlarda varis erkeklerden 3-4 kat daha fazla oranda görülmektedir. Çünkü varisin kadınlarda salgılanan hormonlarla ve gebelik hormonlarıyla doğrudan ilişkisi olduğu bilinmektedir. Yaş, uzun süre ayakta durma ya da oturma, fazla kilo da varisin önemli nedenleri arasındadır. Bu nedenlerden meydana gelen çeşitli varis vakalarının tedavi yöntemleri de farklı ve kişiye özeldir. 

Krem veya bitkiler varis tedavisinde kullanılır mı ?

Yıllardır bu konu tartışılır durur. Hastalarımın çoğu eczanede, internette, televizyonda veya aktarda gördükleri kremi, hapı, karışımı bana sorarlar. 

Sözü fazla uzatmadan şunu söylemem gerekir ki bu tür maddelerin birçoğu sizi kandırmaya yöneliktir, hiçbir işe yaramaz. Bazıların ise tedavi edici özelliği yoktur, sadece şikayetleri azaltır ama tedavi etmez. Bir başka deyişle hastalığı maskeleyerek sizi kısa bir süre rahatlatır. 

Varisli damarların tek tedavisi bu damarları tıbbi yöntemler kullanarak yok etmektir.

Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr 

storage.php?o=bx_posts_photos&f=bztxtqfpesymcxvtjhcqkjudyzgtgmky.png

storage.php?o=bx_posts_photos&f=x9ymakapeqscfmbnv4rwwxnqssmjzkus.png

Varis Tedavileri

Varis tedavisinde birçok teknik vardır. Bu metodlar arasında seçimimizi varisin ciddiyetine ve tabii ki hastaya göre yapıyoruz. Yani hastayı muayene ediyoruz, gerekli gördüğümüzde doppler ultrason tetkiki istiyoruz.

Hadi şimdi varisi tedavi eden bu muhteşem tekniklere bir göz atalım:


1.    Kendi kendine bakım: Bu tedavi egzersizi, ayakları yukarı kaldırmayı, kilo vermeyi, uzun süre oturmamayı veya ayakta kalmamayı içerir.

 

2.    Skleroterapi: Bu teknikte doktor küçük ve orta büyüklükteki damarlara onları kurutup yok eden bir solüsyon enjekte eder. Damarlar bir süre içinde kendiliğinden kaybolur. Konusunda uzman doktorlar tarafından yapılırsa oldukça başarılı bir tekniktir.

 

3.    Köpük skleroterapi: Bu tedavi genelde geniş varisler için uygulanır. Yöntem klasik skleroterapi ile aynıdır. Fark solüsyonun havayla karıştırılıp köpük haline getirilmesidir.

 

4.    Lazer veya RF cerrahisi: Bu yeni teknoloji birçok doktor tarafından kullanılmaktadır. Yöntem lazer veya RF enejisini damara yönlendirip damarı yakmaya yöneliktir. Son derece estetik ve etkili bir yöntemdir.

 

5.    Yapıştırıcı tedavisi: Bu tedavi varisli damarın içine yapıştırıcı sıkılarak bu damarı kapatmaya yöneliktir. Kapatılan damar bir süre sonra vücud tarafından yok edilir


Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr


Varis ve tedavileri hakkında merak edilenlerin anlatıldığı televizyon programı.

Varis tedavisini hangi doktor yapmalı?

Varis hastalığında bacaktaki toplardamarlarda, özellikle uzun süre ayakta kalan kişilerde kanın geri dönmesinde yavaşlama ve buna bağlı olarak damarlarda belirginleşme, dışa doğru bombeleşme ve morumsu renk değişikliği olur. Ayaklarda künt bir ağrı, yanma hissi, ağırlık hissi ve bileklerde şişlik hissedilebilir.

Böyle bir durumda kişi randevu alırken genellikle dahiliye yani iç hastalıkları uzmanlarını tercih etmektedir. Böylece ilk hatayı yapmış olacaksınız. Birçoğu olması gerektiği gibi kalp ve damar cerrahisi uzmanlarına yönlendirirken birçoğu ise işe yaramayacağını bildiği halde ilaç ya da varis çorabı reçete ederek hastayı geri göndermektedir. Böylece ikinci hata kendiliğinden gelmiş olacaktır. Doğru seçim kalp ve damar cerrahisi olmalıdır. Varis hastalığının teşhis ve tedavisinde en yetkili uzmanlık alanın kalp ve damar cerrahisi uzmanları olmaktadır. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki kalp damar cerrahisi branşı uzmanlarının bir kısmı sadece varis gibi toplar damar hastalıklarının tedavisiyle ilgilenmektedir ve bu branşa fleboloji denir.

Son dönemlerde girişimsel radyoloji uzmanları, dermatoloji (cildiye) uzmanları, estetik cerrahları ve pratisyen hekimler varis tedavisi  yapmaya başlamıştır ancak unutulmamalıdır ki hastalıklar sadece tedaviden ibaret değildir ve karşılacağınız sorunlarda yukarıda branşlarını saydığımız doktorlar yetersiz kalacaktır.

Gerek toplar ve gerekse atar damar hastalıkları konusunda eğitim alan branş kardio vasküler cerrahi branşıdır. Bu nedenle varis tedavisi vücudun öncelikle tüm damar sistemine hakim olan cerrahlarca yapılmalıdır. Yani kalp ve damar cerrahları bu tür işlemleri yapmalıdır. Hatta bu branşın bir üst branşı olan ve sadece varis ve tedavisiyle ilgilenen fleboloji alanında uzman hekim bu tür tedavilerin tam karşılığı olacaktır.

Türkiye’de çok yaygın olmamakla birlikte Avrupa’da ve Amerika’da fleboloji doktorları bulunmaktadır. Bu nedenle mümkün olduğunca bu alanda uzmanlaşmış hekimlere muayene olmalısınız. Şunu unutmamalısınız ki ilaçla, kremle ya da varis çorabı ile hastalıktan kurtulma imkanınız yoktur. İlaç ve varis çorabının etkisi kısmen şikayetlerin azaltılması yönündedir.

Membership
Unconfirmed
Info
Organization Name:
Doç. Dr. Onur Gürer Kalp ve Damar Cerrahisi - Şişli
Physician Name:
Doç. Dr. Onur Gürer
Company Phone Number:
+90 212 2461004
Web Sites and Social Media adresses:
Sokak ve bina adresi:
Halaskargazi Cad. Kuran İş Merkezi 145/10 Kat:5
Locality:
Merkez Mah.
Kurum / Kuruluşun Bulunduğu Kent:
İstanbul
Map
My Posts
My Videos

Hekim.Net

Close