Doç. Dr. Onur Gürer Kalp ve Damar Cerrahisi - Şişli

Profil Doluluğu
Giriş yapmamıs kullanıcılar 'Profil Mükemmeliğini Gör' eylemini kullanamazlar.

Varis ve tedavisi

Hemanjiom ve tedavisi

Profil Akışı

Hemanjiom (Damar Beni) Nedir?

Hemanjiom bebeklerde en sık görülen selim tümörlerden biridir ve %5-10 oranında saptanır. Nedeni kesin bilinmemektedir. Kızlarda, düşük kilolu ve erken doğan bebeklerde daha sık rastlanır. Son zamanlarda ailesel hemanjiomlar rapor edilmiştir. Bebeklerin alnında “melek öpücüğü”, ense kökünde “leylek ısırığı” adlarını alan bu doğumsal lekeler zamanla solarlar. Hemanjiomlar genellikle ilk haftalarda ortaya çıkar ve ilk üç ile on ay arasında hızla büyürler. Bir yaşında en büyük boyuta ulaşırlar. Çok hızlı büyüyen hemanjiomlarda ülserleşme görülebilir. Genellikle 12 aya kadar büyümelerini ve gelişimlerini tamamlayıp gerilemeye başlarlar. Gerileme dönemi daha çok 2 yaş civarında başlar. Ancak daha erken veya daha geç de olabilir. Gerileme süreci 5-7 yıl kadar devam eder. Sadece dudak komşuluğu olan hemanjiomlar hiç gerilememekte ya da kısmen gerilemektedir. Genellikle 9 yaşa kadar gerilemeyen hemanjiomlar ömür boyu kalırlar. Hemanjiomlar çeşitli görüntü ve şekillerde ortaya çıkabilirler. Yani her bebekteki hemanjiom farklıdır. Sık görülmelerine karşılık günlük pratikte farklı lezyonlar bu isimle anılmakta ve tanı karmaşası sürmektedir. 

Klinik Özellikler

Hemanjiomların büyük kısmı baş-boyun bölgesindedir. Daha sonra gövde, kol ve bacaklarda yerleşir. Hemanjiomların yaklaşık üçte biri doğumda mevcuttur. Bununla birlikte çoğu kez yaşamın ilk haftaları içinde belirginleşirler. Hemanjiomlar yüzeyel, derin veya karma tipte olabilir. Yüzeysel hemanjiomlar canlı kırmızı renktedirler ve basmakla kısmen solar. Yüzeysel hemanjiomlar kapiller hemanjiom olarak da adlandırılırlar. Derin hemanjiomlar normal cilt renginde veya hafif mavi-mor lezyonlardır. Bu tip hemanjiomlar bebek ağladığında renk koyulaşması ve çap artışı gösterebilir. Kavernöz hemanjiom olarak da isimlendirilmişlerdir.

Konjenital hemanjiom terimi doğumda maksimum boyutuna ulaşan tümörleri tanımlamaktadır. Bu tip hemanjiomlar baş ve dudak köşesinde sık görülür. Daha morumsu görünüştedir. 

Görünüşü bozan büyük hemanjiomlar ailede ve çocukta psikolojik soruna neden olabilir. Buna ek olarak ağız içi ve daha derindeki, dudaklar, kulaklar ve burun tepesindeki hemanjiomlar daha sorunludur. Çocuklarda solunum yollarına bası söz konusu ise öksürük, solunum güçlüğü ve morarma önemli bulgulardır. Tutulan bölgeye bağlı olarak, nadir olsa da nefes borusuna cerrahi müdahale gerektiren bebekler vardır.

Göz ve komşuluğunda gelişen hemanjiomlar görüşü engelleyebilir ya da göz küresinde itilmelere yol açarak çeşitli sekellere neden olur. Kalıcı görme kayıpları çok kısa sürede gelişebildiğinden erken müdahale çok önemlidir. Göz çevresindeki hemanjiomların çoğu estetik problemlere neden olur. Gözkapağında çekilme, kapanma yapabilir. 

Ayrıca perine ve anal bölge ve yakınına yerleşen hemanjiomlar sürtünme nedeniyle ülserasyon ve enfeksiyonlara yatkındır. Gaita ile bulaşan bölgelerin bakımı aileye gösterilmelidir.

Çok sayıda cilt hemanjiomu olan çocuklarda iç organlarda hemanjiomlardan şüphe edilmelidir. Bazı bebeklerde sayısız küçük cilt hemanjiomları gözlenir. Bu lezyonlar yalnız ciltte ise hemanjiomatozis olarak isimlendirilir. Hemanjiomların en sık yerleştiği iç organ karaciğerdir.

Komplikasyonlar (Hastalığın yol açtığı sorunlar)

Hemanjiomlarda kanama, ülserleşme, enfeksiyon ve bası bulguları gibi çeşitli komplikasyonlar görülür. Hastaların yaklaşık dörtte birinde hemanjioma ait komplikasyonlar görülebilir. En sık görülen komplikasyon ülserleşmedir. Dudak, genital bölge, anal bölgelerde sık rastlanır. Ülserler ağrılıdır. Ülserleşme hemen daima iz kalmasına neden olur. Hemanjiomların enfeksiyonları derin dokulara inerek selülit ya da osteomyelite (kemik iltahabı) neden olabilir. Kalp yetmezliği geniş hemanjiomların komplikasyonudur. 

Hemanjiomlar kolayca kanama ve çap artışı gösterebilirler. 

Göz çevresindeki hemanjiomlar görme problemi yaratabilir. Burun ve ağız içi derin bölgelerdeki hemanjiomlar hava yoluna bası bulguları verebilir. Baş boyunda çok hızlı büyüyerek kötü görünüme yol açarlar ve tıbbi tedavi gerektirir.

Kasabach-Merritt Sendromu (KMS) infantil vasküler tümörlere bağlı olarak gözlenen derin trombositopeni ve koagülopati tablosudur. Yani kan tablosu bozulur. Genellikle geniş karın içi hemanjiomlarla birlikte olabilir. KMS tablosuna tipik olarak küçük süt çocuklarında rastlanılır. Hastaların çoğunda doğumda vasküler cilt lezyonu fark edilmektedir. KMS ölümcül olabilmektedir.

Ayırıcı Tanı

Hemanjiomlar benler veya diğer tümörlerle karışabilir. Ayrıca pigmentasyon ve diğer damarsal anomalilerle karışabilir. 

Radyolojik Görüntüleme

Tipik cilt hemanjiomları için radyolojik görüntüleme gerekli değildir. Radyolojik tetkikler hemanjiom, vasküler malformasyonlar ve diğer yumuşak doku tümörlerinin ayrımına yardımcıdır. Doppler ultrasonografi ayırıcı tanıda tercih edilecek yöntemdir. Çok sayıda cilt hemanjiomu olan çocuklarda karın ve beyin tetkikleri önerilmelidir. Geniş baş-boyun hemanjiomlarında, solunum yollarına bası düşünüldüğünde ayrıntılı görüntüleme gereklidir. Anjiografi, müdahale yapılması planlanan hastada yapılacak işleme göre istenilebilir.

Tedavi

Hemanjiomların çoğu iyi seyirli ve kendiliğinden gerileyen lezyonlardır. Bu nedenle girişimde bulunmadan hastayı izlemek en sık tavsiye edilen yoldur. Ağızdan kullanılan tablet ve şuruplar, lezyona damlatılan damlalar hastayı rahatsız edici bir girişim olmadığından son dönemlerde sıkça kullanılmaktadır. Anne-babaya iyi bilgi verip rahatlatmak önemlidir. Büyüyen çocuk görüntüden rahatsız olduğunda ailenin sıkıntısı artmaktadır. Okul öncesi dönemde gerileme olmamış hemanjiomlarda girişim düşünülmelidir.

Bazı durumlarda erken girişim gerekir. Buna örnek olarak hızlı büyüyen ve bulunduğu bölgeyi deforme eden hemanjiomlar, göz, genital, anal hemanjiomlar, ağız içi ve derinde yerleşenler, ülserasyon ve Kasabach-Merritt sendromu gelişenler, kanama problemi olanlar ve kalp yetmezliğine neden olanlar sayılabilir. Tedavi seçenekleri cerrahi girişim, skleroterapi, kompresyon sargıları, embolizasyon, lazer ablasyonu, iyonizan radyasyon, kortikosteroidler, alfa interferon ve oral beta-blokerler gibi çok farklı seçeneklerden oluşur.

Elastik bandaj ve kompresyon çocuğa vereceği rahatsızlığa ek olarak hemanjiomun ülserasyonuna yol açabilir. Seçilmiş olgularda embolizasyon tekniği yararlıdır. Deneyimli ekiplerde uygulanması önerilir. Lazer uygulaması bazı hastalarda önerilmektedir. Lazer daha çok yüzeysel lezyonlarda yararlıdır. Fazla etkin olmayan kriyoterapi ve önemli yan etkilere yol açan radyoterapi tercih edilmeyen yöntemlerdir. Kortikosteroidler bazı durumlarda uygulanabilir. İnterferon yaşamı tehdit eden durumlarda verilmektedir. 

Son dönemlerde oral beta-blokerler ve skleroterapi ön plana çıkmıştır. Ağız yolu ile alınan beta-bloker içeren şurubun veya tabletin erken yaşlarda uygulanması yararlıdır.

Beta bloker tedavisi (Propronalol- dideral tablet veya hemangiol şurup): Son yıllarda hemanjiom tedavisinde propranolol adlı tansiyon ilacı kullanılmakta ve oldukça iyi yanıtlar alınmaktadır. Ayrıca yan etkileri diğer tedavi yöntemlerine göre çok daha az olduğundan ilk seçenek olarak düşünülmektedir. Propranolol verilen hastalarda yan etki olarak bronkokonstrüksiyon, bradikardi, hipotansiyon ve hipoglisemi görülebilir. Bu nedenle tedavi öncesi ekokardiyografiyi de içeren tam bir kardiolojik inceleme yapılmalı, hasta hastenede 24-48 saat gözlenmeli, bu sırada vital bulgular (tansiyon, nabız, solunum) ve 8 saat ara ile kan şekeri takibi yapılmalıdır. Bu ilacın en etkin olduğu dönem 0-1 yaş arasıdır. Yani ilaç bu dönemde erken başlanırsa fayda oranı yüksektir

 Sklerozan madde enjeksiyonu (skleroterapi): Skleroterapi birçok vakada etkin rol oynamaktadır. Skleroterapi, ince bir iğne yardımı ile lezyonun içine özel bir ilaç vererek uygulanır. Bu madde dokuda inflamasyon yaparak fibrozis ve damar yataklarının tıkanmasını sağlayan trombojenik ajandır. Yemek borusu varisleşmesinde, hemoroidde, varis hastalığında kullanılmakta olan bu yöntem uzun süredir, özellikle kavernöz (cildin yüzeyinden derinine doğru tutan ) hemanjiomların tedavisinde , özellikle propranololün etkili olmadığı iki yaş üzerindeki hastalarda, tek başına veya radyasyon, lazer gibi yöntemlerle kombine olarak kullanılmaktadır. Enjeksiyonlar 3-4 hafta aralıklarla tekrarlanabilir. Uzman kişilerce yapıldığında sonuçlar yüz güldürücüdür. Aşağıda resmi bulunan hasta skleroterapi ile tedavi edilmiş bir hemanjiom hastasıdır.

Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr

storage.php?o=bx_posts_photos&f=spdrgcygwfsvszbyha6vn7quzbzaayvp.jpgstorage.php?o=bx_posts_photos&f=cvzjrgdesnsrifqvappt3yjsmzzw9sme.jpgstorage.php?o=bx_posts_photos&f=rwqp35gcrdjnibzvxqnjvsiumsg379xw.pngstorage.php?o=bx_posts_photos&f=3fzqgvxj6bc7ejq3zksltxsethj46a8q.jpg

Hemanjiom Nedir?

Hemanjiomların çoğu iyi seyirli ve kendiliğinden gerileyen lezyonlardır. Bu nedenle girişimde bulunmadan hastayı izlemek en sık tavsiye edilen yoldur. Ağızdan kullanılan tablet ve şuruplar, lezyona damlatılan damlalar hastayı rahatsız edici bir girişim olmadığından son dönemlerde sıkça kullanılmaktadır. Anne-babaya iyi bilgi verip rahatlatmak önemlidir. Büyüyen çocuk görüntüden rahatsız olduğunda ailenin sıkıntısı artmaktadır. Okul öncesi dönemde gerileme olmamış hemanjiomlarda girişim düşünülmelidir.

Hemanjiom Tedavisi

Bazı durumlarda erken girişim gerekir. Buna örnek olarak hızlı büyüyen ve bulunduğu bölgeyi deforme eden hemanjiomlar, göz, genital, anal hemanjiomlar, ağız içi ve derinde yerleşenler, ülserasyon ve Kasabach-Merritt sendromu gelişenler, kanama problemi olanlar ve kalp yetmezliğine neden olanlar sayılabilir. Tedavi seçenekleri cerrahi girişim, skleroterapi, kompresyon sargıları, embolizasyon, lazer ablasyonu, iyonizan radyasyon, kortikosteroidler, alfa interferon ve oral beta-blokerler gibi çok farklı seçeneklerden oluşur.

Elastik bandaj ve kompresyon çocuğa vereceği rahatsızlığa ek olarak hemanjiomun ülserasyonuna yol açabilir. Seçilmiş olgularda embolizasyon tekniği yararlıdır. Deneyimli ekiplerde uygulanması önerilir. Lazer uygulaması bazı hastalarda önerilmektedir. Lazer daha çok yüzeysel lezyonlarda yararlıdır. Fazla etkin olmayan kriyoterapi ve önemli yan etkilere yol açan radyoterapi tercih edilmeyen yöntemlerdir. Kortikosteroidler bazı durumlarda uygulanabilir. İnterferon yaşamı tehdit eden durumlarda verilmektedir. 

Son dönemlerde oral beta-blokerler ve skleroterapi ön plana çıkmıştır. Ağız yolu ile alınan beta-bloker içeren şurubun veya tabletin erken yaşlarda uygulanması yararlıdır.

Beta bloker tedavisi (Propronalol- dideral tablet veya hemangiol şurup): Son yıllarda hemanjiom tedavisinde propranolol adlı tansiyon ilacı kullanılmakta ve oldukça iyi yanıtlar alınmaktadır. Ayrıca yan etkileri diğer tedavi yöntemlerine göre çok daha az olduğundan ilk seçenek olarak düşünülmektedir. Propranolol verilen hastalarda yan etki olarak bronkokonstrüksiyon, bradikardi, hipotansiyon ve hipoglisemi görülebilir. Bu nedenle tedavi öncesi ekokardiyografiyi de içeren tam bir kardiolojik inceleme yapılmalı, hasta hastenede 24-48 saat gözlenmeli, bu sırada vital bulgular (tansiyon, nabız, solunum) ve 8 saat ara ile kan şekeri takibi yapılmalıdır. Bu ilacın en etkin olduğu dönem 0-1 yaş arasıdır. Yani ilaç bu dönemde erken başlanırsa fayda oranı yüksektir

Sklerozan madde enjeksiyonu (skleroterapi): Skleroterapi birçok vakada etkin rol oynamaktadır. Skleroterapi, ince bir iğne yardımı ile lezyonun içine özel bir ilaç vererek uygulanır. Bu madde dokuda inflamasyon yaparak fibrozis ve damar yataklarının tıkanmasını sağlayan trombojenik ajandır. Yemek borusu varisleşmesinde, hemoroidde, varis hastalığında kullanılmakta olan bu yöntem uzun süredir, özellikle kavernöz (cildin yüzeyinden derinine doğru tutan ) hemanjiomların tedavisinde , özellikle propranololün etkili olmadığı iki yaş üzerindeki hastalarda, tek başına veya radyasyon, lazer gibi yöntemlerle kombine olarak kullanılmaktadır. Enjeksiyonlar 3-4 hafta aralıklarla tekrarlanabilir. Uzman kişilerce yapıldığında sonuçlar yüz güldürücüdür.

Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr

storage.php?o=bx_posts_photos&f=bwzffwfkjdxkvpqxrbxe7bzwvzv5ann4.jpg

Önce varis neden olur, bunu anlatarak başlayalım.

Varis nedir, neden olur ?

Yapılan araştırmalar varis hastalığında genetik faktörün önemli ölçüde rol oynadığını işaret etmektedir. Dolayısıyla ailede varis öyküsü olan kişilerin daha çok dikkat etmeleri gerekmektedir. Bunun yanı sıra bayanlarda varis erkeklerden 3-4 kat daha fazla oranda görülmektedir. Çünkü varisin kadınlarda salgılanan hormonlarla ve gebelik hormonlarıyla doğrudan ilişkisi olduğu bilinmektedir. Yaş, uzun süre ayakta durma ya da oturma, fazla kilo da varisin önemli nedenleri arasındadır. Bu nedenlerden meydana gelen çeşitli varis vakalarının tedavi yöntemleri de farklı ve kişiye özeldir. 

Krem veya bitkiler varis tedavisinde kullanılır mı ?

Yıllardır bu konu tartışılır durur. Hastalarımın çoğu eczanede, internette, televizyonda veya aktarda gördükleri kremi, hapı, karışımı bana sorarlar. 

Sözü fazla uzatmadan şunu söylemem gerekir ki bu tür maddelerin birçoğu sizi kandırmaya yöneliktir, hiçbir işe yaramaz. Bazıların ise tedavi edici özelliği yoktur, sadece şikayetleri azaltır ama tedavi etmez. Bir başka deyişle hastalığı maskeleyerek sizi kısa bir süre rahatlatır. 

Varisli damarların tek tedavisi bu damarları tıbbi yöntemler kullanarak yok etmektir.

Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr 

storage.php?o=bx_posts_photos&f=bztxtqfpesymcxvtjhcqkjudyzgtgmky.png

storage.php?o=bx_posts_photos&f=x9ymakapeqscfmbnv4rwwxnqssmjzkus.png

Varis Tedavileri

Varis tedavisinde birçok teknik vardır. Bu metodlar arasında seçimimizi varisin ciddiyetine ve tabii ki hastaya göre yapıyoruz. Yani hastayı muayene ediyoruz, gerekli gördüğümüzde doppler ultrason tetkiki istiyoruz.

Hadi şimdi varisi tedavi eden bu muhteşem tekniklere bir göz atalım:


1.    Kendi kendine bakım: Bu tedavi egzersizi, ayakları yukarı kaldırmayı, kilo vermeyi, uzun süre oturmamayı veya ayakta kalmamayı içerir.

 

2.    Skleroterapi: Bu teknikte doktor küçük ve orta büyüklükteki damarlara onları kurutup yok eden bir solüsyon enjekte eder. Damarlar bir süre içinde kendiliğinden kaybolur. Konusunda uzman doktorlar tarafından yapılırsa oldukça başarılı bir tekniktir.

 

3.    Köpük skleroterapi: Bu tedavi genelde geniş varisler için uygulanır. Yöntem klasik skleroterapi ile aynıdır. Fark solüsyonun havayla karıştırılıp köpük haline getirilmesidir.

 

4.    Lazer veya RF cerrahisi: Bu yeni teknoloji birçok doktor tarafından kullanılmaktadır. Yöntem lazer veya RF enejisini damara yönlendirip damarı yakmaya yöneliktir. Son derece estetik ve etkili bir yöntemdir.

 

5.    Yapıştırıcı tedavisi: Bu tedavi varisli damarın içine yapıştırıcı sıkılarak bu damarı kapatmaya yöneliktir. Kapatılan damar bir süre sonra vücud tarafından yok edilir


Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr


Varis ve tedavileri hakkında merak edilenlerin anlatıldığı televizyon programı.

Varis tedavisini hangi doktor yapmalı?

Varis hastalığında bacaktaki toplardamarlarda, özellikle uzun süre ayakta kalan kişilerde kanın geri dönmesinde yavaşlama ve buna bağlı olarak damarlarda belirginleşme, dışa doğru bombeleşme ve morumsu renk değişikliği olur. Ayaklarda künt bir ağrı, yanma hissi, ağırlık hissi ve bileklerde şişlik hissedilebilir.

Böyle bir durumda kişi randevu alırken genellikle dahiliye yani iç hastalıkları uzmanlarını tercih etmektedir. Böylece ilk hatayı yapmış olacaksınız. Birçoğu olması gerektiği gibi kalp ve damar cerrahisi uzmanlarına yönlendirirken birçoğu ise işe yaramayacağını bildiği halde ilaç ya da varis çorabı reçete ederek hastayı geri göndermektedir. Böylece ikinci hata kendiliğinden gelmiş olacaktır. Doğru seçim kalp ve damar cerrahisi olmalıdır. Varis hastalığının teşhis ve tedavisinde en yetkili uzmanlık alanın kalp ve damar cerrahisi uzmanları olmaktadır. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki kalp damar cerrahisi branşı uzmanlarının bir kısmı sadece varis gibi toplar damar hastalıklarının tedavisiyle ilgilenmektedir ve bu branşa fleboloji denir.

Son dönemlerde girişimsel radyoloji uzmanları, dermatoloji (cildiye) uzmanları, estetik cerrahları ve pratisyen hekimler varis tedavisi  yapmaya başlamıştır ancak unutulmamalıdır ki hastalıklar sadece tedaviden ibaret değildir ve karşılacağınız sorunlarda yukarıda branşlarını saydığımız doktorlar yetersiz kalacaktır.

Gerek toplar ve gerekse atar damar hastalıkları konusunda eğitim alan branş kardio vasküler cerrahi branşıdır. Bu nedenle varis tedavisi vücudun öncelikle tüm damar sistemine hakim olan cerrahlarca yapılmalıdır. Yani kalp ve damar cerrahları bu tür işlemleri yapmalıdır. Hatta bu branşın bir üst branşı olan ve sadece varis ve tedavisiyle ilgilenen fleboloji alanında uzman hekim bu tür tedavilerin tam karşılığı olacaktır.

Türkiye’de çok yaygın olmamakla birlikte Avrupa’da ve Amerika’da fleboloji doktorları bulunmaktadır. Bu nedenle mümkün olduğunca bu alanda uzmanlaşmış hekimlere muayene olmalısınız. Şunu unutmamalısınız ki ilaçla, kremle ya da varis çorabı ile hastalıktan kurtulma imkanınız yoktur. İlaç ve varis çorabının etkisi kısmen şikayetlerin azaltılması yönündedir.

Yüz ve göz çevresinde varis olur mu?


Yüz bölgesinde görülen kılcal damar çatlamaları, cilt üzerinde kırmızı-mor renkli olarak genişlemiş damarların görülmesidir. Estetik kaygılar nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyulur.

Özellikle göz altında yeşil renkli geniş venler gözle görülebilir ve yüzde dikkat çekici, hoş olmayan bir görünüm oluşturabilir. Göz çukuru altında bulunan fasiyal ven ya da diğer küçük venler genişleyerek bu variköz görüntüyü oluşturabilir.  Bu bölgedeki dokuların gözle bir  irtibatı yoktur.

Yüzde varis kimlerde görülür:

Açık tenli, ince, hassas cilt yapısına sahip kişilerde, tansiyon yüksekliği olanlarda, alerjik kökenli kişilerde, aşırı östrojen, alkol ve kortizon kullanımında, güneş ışınlarının oluşturduğu hasarlarla, metabolik ve romatizmal hastalıkları olan ve genetik yapılarında bu rahatsızlığın olduğu kişilerde sık rastlanır.

Tecrübeli ellerde çok ince iğne uçlarıyla bu damarlara yapılan mikroskleroterapi çok başarılı  bir işlemdir.

Lazer ya da radyofrekans bu bölgedeki örümcek ağı şeklindeki telenjektazik venlerde başarılı olabilmektedir.

Radyo Frekansla Tedavi:

Kılın dörtte biri kalınlığında çok ince iğnelerle radyo enerjisi veren alet yardımıyla yapılır. İnsan gözünün görebildiği tüm varisler yok edilebilir. İnce iğne damara girilir ve radyo dalgaları verilerek damar tahrip edilir. Yöntemin en büyük özelliği işlem esnasında sonucunun aynı anda görülmesidir, bu etkisi lazerden en büyük üstünlüğüdür. Uygulama genellikle tek seansta tamamlanır seyrek olarak ek seans gerekebilir. İsminden dolayı radyasyon tereddüt olsa da radyasyon yani zararlı kesinlikle içermemektedir ve bilinen hiçbir zararı yoktur.

Lazerle Kılcal Damar Tedavisi:

Sorunun olduğu bölgeye yüksek ısı enerjisi taşıyan ışık verilir ve içindeki kanın pıhtılaşması sağlanır. Seanslar halinde uygulanır 5-10 seans sürebilir.

Mikroskleroterapi: 

İnce varislerin tedavisi için son yıllarda geliştirilmiş bir uygulamadır. Tecrübeli kalp damar cerrahlarının uygulaması halinde radyo frekans ve lazer ihtiyacını azaltır. Son derece pratiktir uygulandığı anda etkisi görülür. Damarlar gözle görünürken bir anda yok olur. Yüz güldürücü bir tedavi şeklidir.

Cerrahi teknikler ise ciddi skar oluşturmaktadır.

Göze yakın bu varis benzeri toplar damar genişlemelerinin tedavisi göze asla zarar vermez, tecrübeli ellerde güvenle yapılabilir.

Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr adresine başvurabilirsiniz.

storage.php?o=bx_posts_photos&f=jq4xcnz48g4xt53jnh3jxnpeqrgsqcmr.jpg

storage.php?o=bx_posts_photos&f=fvvjbnqxgtdfgdhncqcsgv9guwhphzjv.jpg

Eğer varisli damarlarınız varsa şişme, ağrı ve kaşıntı şikayetlerine de yabancı değilsinizdir. Aslında izleyeceğiniz en güvenli yol uzman kalp ve damar cerrahına gitmek, tedavi olmak ve böylece oluşabilecek komplikasyonları önlemektir. Peki ya gidene kadar?...

Varis çorabı burada devreye giriyor. Şikayetlerinizi azaltmak için uygun basınçta varis çorabı giyebilirsiniz. Varis çorabı bacakta kanın göllenmesini kısmi olarak azaltarak size bir rahatlama sağlayacaktır.

Varis Çorabının Faydaları Nelerdir?

Kademeli basınca sahip olan kompresyon (sıkıştırma) çoraplarını varis çorabı olarak bilmekteyiz. Kompresyon tedavisi, lenfödem, venöz yetersizlik gibi hallerde bacak veya kolların elastik bandajlar veya kompresyon çorapları ile sıkıştırılması neticesinde elde edilen faydalardır.Bunların amacı venöz yetersizlikli, varisli hastalarda ödemin, yüzeyel veya derin damarlarda pıhtılaşma oluşumunun , toplardamar basıncının artmasının ve tüm bu sorunlardan kaynaklanacak ağrı, şişlik, kramp, cilt kalınlaşması, yara oluşumu gibi rahatsızlıkların önlenmesidir. Gerçek anlamda tedavi edici değildir, önleyici, ilerlemesini yavaşlatıcı veya şikayetleri azaltıcı etkisi vardır. Hastadaki mevcut hastalığı değiştirmez. Doğru kullanıldığı sürece bu bahsedilen problem ve şikayetlerin oluşumunu önler.Kullanılmayı bırakınca şikayetler ve hastalıklar tekrar geri gelir. Bu nedenle bu durumun hastalara iyi anlatılması ve bu beklentiler içerisinde doğru kullanımının teşvik edilmesi gerekir. Kullanım zorluğu, yanlış kullanım nedeniyle kısa sürede bırakma gibi olumsuz durumlar , çoğu hastanın çekmecesinde alınmış ama birkaç kez kullanılarak terk edilmiş bir veya birkaç çift varis çorabının bulunmasına neden olmuştur. Çoğunlukla koruyucu veya  tedaviye destek amaçlı kullanmaktayız ama bazı hastalar için problemlerinin bir girişim yöntemi veya ilaçla kesin tedavisi olmamakta ve ömür boyu varis çorabı kullanımına mecbur kalmaktadırlar.

Bu çoraplar bacaklara giydirilerek venlerin çapını, duvar elastikiyetini ve kapakçığın geriye kaçışını azaltarak etkilerini gösterirler. Bu çoraplar sıradan sıkı çoraplardan farklıdırlar. Çünkü biz hastalarımıza dar kıyafetleri yasaklarken bir taraftan da kompresyon yapan sıkı çoraplar giydiriyor olmak tezatmış gibi görünebilir. Bu çorapların özelliği en yüksek basıncı bilek kısımında göstermek üzere giderek bacağın yukarısına doğru daha düşük ve en yukarıda en düşük olmak üzere kademeli basınç vermek üzere dizayn edilmiş olmalarıdır. Böylece adeta aşağıdan yukarıya doğru masaj yapar gibi giderek basınç düşmekte ve bacağın alt kısımlarında en yüksek basınç olduğundan, kan birikiminin önüne geçmektedirler.

Varis Çorabı Nasıl Etki Eder?

Bu çorapların bilekte en fazla ve yukarı doğru azalan basınçları sayesinde toplardamar çapı küçülür, içindeki basınç düşer, toplardamar kapakçık reflüsünü düzenler, bacak kaslarının pompa görevini destekler. Böylece bacaklarda biriken kan yüksek bir basınçla akması gereken yöne doğru, yani kalbe doğru hareket eder ve bacakta kan birikmesinden kaynaklanan şikayetler engellenmiş olur. Aynı şekilde lenfatik drenajın da artmasına neden olur. Bu etkisiyle de lenfödem tedavisinde kullanılır. Özellikle yara iyileşmesinde etkilerine ilişkin yapılan çalışmalar cilt altı dokuda oksijen düzeyinin ve sirkülasyonun düzelmesinde ve enflamasyona neden olan faktörlerin bölgeden uzaklaştırılmasında faydalı olduğunu göstermiştir.

Ancak Şunu Unutmayın!

Hiçbir varis kendi başına düzelmez. Varis çorabı da varisi tedavi etmez. Size zaman ve geçici rahatlama kazandırır. Ancak zaman kazanayım derken hastalığınızın ilerlemesine ve geri dönüşümsüz hale gelmesine neden olmayın. En kısa zamanda doktorunuzla görüşüp tedavi olun.

Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr adresine başvurabilirsiniz.

Hamilelik sürecinde hormonal aktivite ile birlikte gebelik kesesi ve rahmin genişlemesi toplardamar kan akımında artışa ve damarda genişleme sebep olur. Hamilelik sonlandığında ise çoğunlukla normale dönüş olmakla birlikte, %10-15 vulvar varisler oluşabilir.

Şikayetler

Varisli venler özellikle vulvar bölgede ağrıya neden olabilir. Bu varisler genellikle kıvrımlı ve dallı budaklıdır. Morumsu ve ya mavimsi renkte olabilirler. Kaşıntı yapabilirler. İlişki sırasında ağrı duyabilirsiniz. Vulva bölgesinde şişme ve dolgunluk hissi olabilir.

Yakınması olan hastalarda yürüme sırasında rahatsızlık, sanki vajinal bölgede şişkinlik varlığı, bir basınç hissedilmesi, kaşıntı, ağrı, ele gelen kitle (genişlemiş toplardamarın kendisi) ve cinsel birleşme sırasında ağrı olabilir.

Genişlemiş olan bu toplardamarların kendi kendine kanamaları oldukça seyrek gözlenir. Ancak, normal doğum sırasında perine bölgesinde oluşan yırtılmalar, açılan epizyotomiler veya vajen duvar yaralanmalarında oldukça ciddi ve yaşamı tehdit edebilen kanamalar gözlenebilir.

Yaratacağı Tehlikeler

  1. Hamilelik sırasında damarların genişlemesiyle oluşabilecek pıhtılar
  2. Doğumda oluşabilecek kanamalar
  3. Özellikle uyku sırasında gayri ihtiyari kaşımalar sırasında gizli kanamalar

Tedavi

Dış genital bölgede (vajina, vulva) varisleri bulunan kişiler değerlendirme ardından oluşan haritaya göre “köpük skleroterapisi” ile tedavi olabilmektedir.

İşlem yaklaşık on dakikada tamamlanır. İşlem sonrası hasta günlük aktivitelerine hemen geri dönebilir.

Daha detaylı bilgi için www.onurgurer.com.tr adresine başvurabilirsiniz.

Kalpte yapılan baypas ameliyatının animasyonu
Kalp krizi üzerine öğretici video
Kalbi durdurmadan yapılan baypas ameliyatının animasyonu
Üyelik

Tıbbi İçerik Yazarı

Hekim.Net Puanları

Orta Kıdem

Toplam puan: 227.0

Bir sonraki seviye için 274.1 puan kaldı
Bilgi
Kuruluş Adı:
Doç. Dr. Onur Gürer Kalp ve Damar Cerrahisi - Şişli
Doktor Adı:
Doç. Dr. Onur Gürer
Telefon Numaraları:
+90 212 2461004
Web Sitesi:
Sokak ve bina adresi:
Halaskargazi Cad. Kuran İş Merkezi 145/10 Kat:5
Mahalle:
Merkez Mah.
Kurum / Kuruluşun Bulunduğu Kent:
İstanbul
Uzmanlık ve İlgi Alanları:

Varis ve tedavisi

Hemanjiom ve tedavisi

Harita
Tıbbi Makaleler
Benim Videolarım

Hekim.Net

Close

Hekim.Net

Close