Aura Clinic

  • 978

Prishtina Kosovadaki kliniğimiz.

Adres:

Aura Clinic / Sanus Clinic
Dr. Cem Bagdatli
Rr. Fadil Hoxha,  Kompleksi EXDC-4 Kati: 1, Lagja Kalabria, Prishtina - Kosova
(Perballë ILIRIAN PETROL)

Numri i telefonit:
+383 49 940900 per reception
+383 49 420264 per MORA Terapi
FACEBOOK
https://www.facebook.com/MoraTerapiKosove

http://www.drcembagdatli.com 

www.moraterapi-ks.com 

http://www.sanusclinic.com 




Profil Fotoğrafları
olive4
olive3
olive2
olive1
Aura Clinic değişen bir profil kapak fotoğrafı
Aura Clinic bir blog ekledi

Aşağıda yazdıklarım sizi veya yakınlarınızı muayene etmiş bir hekimin önerilerinin yerine geçmez, genel sağlık bilgileri niteliğindedir.Konuyla sorularınız olursa yanıtlamaya çalışacağım.

Başka bir önemli yanlışa dikkat çekmek istiyorum. ateşi çıkan kişinin ateş düşürücü ilaçlar alarak "iyileşmesi" konusu.

Bu durum ne yazıkki ezber bilgilerle yanlış değerlendiriliyor, insanlara fayda yerine zarar veriliyor.

Öncelikle bazı ön bilgiler vermek istiyorum:

Normal vücut sıcaklığı yaklaşık 36.5-37 derecedir.
Bu sıcaklık koltukaltı veya kasık gibi vücudun kıvrımlı yerlerinden ölçüldüğünde yaklaşık 37 derecede normal kabul edilir. Kulak, ağız içi, makat gibi iç bölgelerden ölçümde 0.5-1 dereceye kadar yüksek çıkabilir. Ayrıca kadınlarda adet dönemine göre artıp azalır. Kulaktan ölçümler dış kulak yolunun ve onun sonundaki kulak zarının mekan değişimlerinden kaynaklanan ısı transferleri sebebiyle hızla sıcaklıklarını değiştirmesi sonucu yanıltıcı olabilir.

Vücudumuz dış sıcaklığa ve etraftaki ısı hareketine göre özellikle ciltteki kan damarlarının çaplarını dolayısı ile içlerinden geçen kan miktarını ayarlayarak, terleyerek, doğrudan ısı arttırıcı salgıları kana vererek homeostatik döngülerle termoregülasyonu sağlar. Hatta bazen ortam normal sıcaklıkta olmasına rağmen üşüme hissi yaratarak kendimizi örtmemizi ve vücut ısımızı arttırmamızı sağlar.

Ateşli hastalıklar genelde nasıl oluşur?

Öncelikle bu hastalığı yapacak hastalık etkeni bir mikrop, virus veya pirionun (sadece genetik program parçacığı) vücudumuza girmiş olması veya zaten bulunuyor (örn. dudak uçuğu herpes virusu) olması gerekir.

2. aşamada bu etkenin kendi programına uygun şekilde çoğalması ve vücudumuza bir şekilde zarar vermeye çalışması lazımdır.

2. aşamada savunma sistemimiz bu etkeni derhal yok edemez ise (ki bu savunma sistemindeki hafıza hücrelerinde o etkenin kaydının olmaması veya vücutta ilgili bir zaaf olması durumunda olabilir.) , hastalık etkeni inanılmaz bir hızla çoğalır ve bize ciddi zarar vermeye başlar.

3. aşamada savunma sistemimiz hastalık etkenini analiz edip gereken yanıtları üretir. Bunlardan bir kısmı spesifiktir ve o etkene doğrudan saldırır, diğer bir kısmı ise genel tedbirlerdir. Ancak hepsi birbiriyle karmaşık bir şekilde ilişkilidir.

Ateş genel bir tedbirdir, adeta bir seferberlik halidir. Ona bağlı birçok savunma basamağı vardır.

4. Aşamada hastalık etkeni yenilir (iyileşme), özellikleri savunma sistemimize kayıtlı olarak kalır, bir daha girişinde hastalık yapamadan yok edilir. Varsa vücutta oluşan hasarların tedavisine başlanır (nekahat).

Mikroplar (genel anlamda hastalık etkenlerinin tümünü kastederek kullanıyorum, aslında virüsler ve pirionlar tıbben mikrop sınıflamasına girmez.) normal vücut sıcaklığı olan 37 derecede hızlı bir şekilde üreyemezler,  aynı zamanda üşütünce soğuyan bölgedeki kan damarlarının ısı kaybını önlemek için kasılarak daralması o bölgedeki savunma hücrelerimizin sayısını düşürür, her türlü diğer savunma aracımızın bölgeye ulaşması yavaşlar, böylece vücut sıcaklığımızın düşmesi meydanın mikroplara kalmasını sağlar, o bölgede hızla çoğalırlar.

Üstüste çok soğuk içecekler içersek bademcik iltihabı olmamız, terliyken rüzgarda kalıp bronşit veya zatürre olmamız birer örnektir.

Mikrobik hastalık başladığında vücudumuz derhal sıcaklık ayarını normalin de üzerine çıkarır, kan dolaşımı vücut genelinde, özellikle de iltihabın olduğu bölgede artar. Böylece o bölgeye daha çok savunma faktörü ve onların kullaması için enerji kaynakları gelir. sıcaklığın 37 derecenin de üzerine çıkması ile mikropların üreme hızı azalır.

Bazen öyle hızla sıcaklık artışı gerekir ki, ateşimiz yükselirken üşür ve titreriz.
Üşüme üzerimizi örtmemizi ve ısı kaybını azaltmamızı sağlarken, titreme ile kaslarımız tarafından gereken ek ısı üretilir. Böyle bir durumda vücudumuzun ne demek istediğini anlayarak ona yardımcı olur ve kendimizi sıcak tutacak şekilde örtünürsek, genellikle 1-2 saat sonunda terleyip iyileşerek kalkabiliriz.

Başka bir örnek bademcik iltihabının henüz başlangıcında boğazımız henüz yeni gıdıklanıyorken, boğazımızı sarar böylece bölgenin sıcaklığını yükseltir ve dolaşımını arttırırsak hastalık etkenini olayın başında yenme şansımızın olmasıdır. İlerlemiş durumlarda da bu tedbir her zaman katkı sağlar.

İlginç bir şekilde tüm insanlar hasta bir kişi karşısında onu bilinçaltı bir dürtü ile sıcak tutmaya çalışırlar.

Sonuç olarak bebeklerde havale riskinin arttığı (> 39 C koltukaltı) ateşler haricinde ateşi düşürmek doğru değildir. Erişkinlerde ateş anormal artmadıkça >41 derece ciddi bir sorun yaratmaz, mümkün olduğunca rahatsızlığına katlanıp hemen ateş düşürücü ilaçlar alarak savunma sistemimizi çökertmememiz gerekir.

Deneyince göreceksiniz, ateş düşürülmediği taktirde çok daha çabuk iyileşeceksiniz. Ayrıca normal savunma yanıtlarının basamak basamak oluşmasına imkan verdiğinizden savunma sisteminiz gittikçe daha yenilmez hale gelecek. "Kültür mantarı" olmayacaksınız.

Aura Clinic bir blog ekledi

Endüstri tarafından ilaç olarak sunulunca ler kıymete bindi....
10 Kasım 2018'de duyurulan 2 büyük çalışmada ileri incelemeleri bitmemiş olmakla birlikte olumlu sonuçlar var...

Ilk çalışma ( -IT ) statin kullanan hastalara Omega3 -2 gr ( ) x2- eklenmesinın hastalardaki riskini azalttığı ifade ediliyor .

National Institutes of Health (NIH) sponsorluğunda yapılan ikinci çalışma 26.000 kişiyi içeren 5 yıllık çalışması.
Bu çalışmada nun ürettiği adlı omega 3 formülasyonu kullanılmış ve plaseboya göre MI görülmesinde %28, ölümcül MIlarda %50, çeşitli diğer kardiyovasküler olaylarda %8 bir azalma elde edilmiş.
Araştırmacılar bu çalışmadaki olumlu etkinin afroamerikanlarda ve haftada bir buçuk porsiyon altında balık tüketenlerde öne çıktığını -kalp krizi görülmesinde %40lara varan azalma- vurgulamışlar.

Her iki çalışmada da inmeler üzerinde bir etki saptanmamış.

VITAL çalışmasının ikinci konusu olan D vitamini takviyesi alan hastalarda ise:

Kardiyovasküler olaylar üzerine kullanımının anlamlı bir etkisi görülmemiş.

Yeni #kanser oranlarında anlamlı bir fark bulunamamış.

Ancak kanserden ölümlerde %25 gibi çok ciddi bir azalma görülmüş ve bu konuda ileri incelemeler yapılması tavsiye edilmiş.


Kaynaklar:
VITAL
https://www.vitalstudy.org/findings.html
https://clinicaltrials.gov/ct2/show/NCT01169259
REDUCE-IT
https://clinicaltrials.gov/ct2/show/NCT01492361
https://www.medscape.com/viewarticle/902478

Omega3 ve D vitamini konusunda sizin görüşleriniz neler? Hastalarınızda kullanıyor musunuz?

Üyelik
Tıbbi İçerik Yazarı
Bilgi
Kuruluş Adı:
Aura Clinic
Doktor Adı:
Dr. Cem Bağdatlı
Telefon Numaraları:
+38349818618
Sokak ve bina adresi:
Rr. Fadil Hoxha, Kompleksi EXDC-4 Kati: 1
Mahalle:
Lagja Kalabria Prishtina
Kurum / Kuruluşun Bulunduğu Kent:
Yurtdışı
Harita
https://goo.gl/maps/iQCEnroGSn92
Tıbbi Makaleler

Hekim.Net

Close